KORONA GÜNLERİMİZ 114

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 114
Paylaş
Tarih : 14 Ekim 2020 - 11:58

NEFES OLMAK İÇİN NEFESSİZ KALIYORLAR

Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, Korona virüsü salgını ile ilgili olarak, “Şimdiki rakamlara göre önümüzdeki Eylül’e kadar devam edecek diye gözüküyor. Kurallara uymazsak, 2022’ye bile sarkabilir” açıklaması ülkemizin KOVID-19 hususunda verdiği mücadelede başa dönüldüğünü gösterir gibi.
Durum böyle olunca 9 binlere dayanan can kayıplarının bir başka açıdan tedbirsizliğimiz, bana neciliğimiz, umursamaz tavrımız ve maskesizliğimiz yüzünden olduğunu, çoktan 100’ü aşan sağlık çalışanı şehitlerimizin boşu boşuna şehit olduğunu ifade etmek kimseyi şaşırtmamalı.
Bu şehitlerin can kurtarmak için can, yaşatmak için nefes olduğunu söylersem bana ‘abarttın’ demeyiniz.
İsterseniz bir başka gerçek makale ile onların hayatına bir kez daha bakalım ve KOVID-19 kurallarına uyulmadığında başımıza gelecek acı süreci onların gözünden bir kez daha görelim.
***
ONLAR RAHAT NEFES ALSIN DİYE NEFESSİZ KALIYORLAR
Kepez Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Servisinde görevli sağlık çalışanları, solunum sıkıntısı çeken yeni tip korona virüs (Covid-19) hastalarının hayatta kalabilmeleri için üst üste giydikleri koruyucu kıyafetin içerisinde 24 saat boyunca ter döküyor.
Hastaların rahat nefes alabilmeleri adına 24 saat mesai yapan kahramanlar, kıyafetlerin yanı sıra çift maske, gözlük, siperlik takarak adeta nefessiz kalıyorlar. Kepez Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Servisindeki Covid-19 hastalarının bulunduğu Yoğun Bakım Servisine de şifreli iki kapının ardından ulaşılıyor, konusunda uzman görevliler harici kimse giremiyor. Covid-19’un kendilerine bulaşmasını önlemek için hassas davranan sağlık çalışanları, koruyucu tulum, önlük, maske, eldiven, gözlük, siperlik takarak tedbir alıyor. Koruyucu kıyafetlerin yanı sıra çift maske, gözlük ve siperlik takan fedakar kahramanlar, hastaların nefes alabilmeleri için adeta kendileri nefessiz kalıyor.
Tedbirlerin ardından hastaların bulunduğu özel izole odalarına giriş yapan doktor ve hemşireler, hastanın rahat nefes alabilmesi için akciğer temizliğini yapıyor. Sağlık çalışanları, tüm hastaların durum raporunun yer aldığı dijital ekrandan gözlerini ayırmıyor, en ufak alarm durumunda da hastaya müdahalede bulunuyor. Belirli aralıklarla yatış yönünü değiştirdikleri hastanın daha rahat nefes alabilmeleri sağlanırken, yine hastanın beslenmesinden temizliğine kadar tüm ihtiyacı sağlık çalışanları tarafından karşılanıyor.
Alınlarında ter, yüzlerinde iz
Yorucu geçen işlemler sonrası görevini tamamlayarak izole odadan çıkan ekip, vücutlarına yapışan tulumu çıkardıklarında ter içinde kalıyor. Çalışanların kat kat giydikleri maske ve gözlüklerden dolayı da yüzlerinde izler oluşuyor. Personeller tüm bu işlemleri gün içerisinde birçok kez tekrar ediyor.
“Sudan çıkmış gibi oluyoruz”
Sağlık kahramanlarından 4 yıldır hemşirelik yapan 25 yaşındaki Habibe Papir, 24 saat vardiyada çalıştığını ve en az 2 saat yoğun bakımda kaldıklarını söylerken bazı bilgilendirmelerde de bulunuyor. Papir, “O 2 saatlik zaman diliminde tulumla oluyoruz. Yoğun bakımdan çıktığımızda sudan çıkmış gibi oluyoruz. Formalarımız sırılsıklam oluyor. Evimize burada duş alıp öyle gidebiliyoruz” dedi.
“Yüzmeyi bilmeyen bir insanın denize düşüp boğulması gibi”
Yoğun bakımdaki hastalarla ilgili düşüncelerini ‘tek kelimeyle özlem’ diyerek özetleyen Papir, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Onların yaşadıklarını birebir yaşayamayız ama bu hastalık bir insanın boğulması gibi bir şey. Biz kendimiz maskenin altında zor nefes alırken, onlar akciğerden nefes alamıyorlar. Biz yine de dışarıya çıkınca nefes alabiliyoruz, onların bu imkanı olmuyor. Korona virüs yüzmeyi bilmeyen bir insanın denize düşmesi ve orada boğulması gibi bir şey” dedi.
“Nefes almakta güçlük çekiyorum”
6 yıllık yoğun bakım hemşiresi Abdullah Erdem de, salgın sürecince çabalarının iki katına çıktığından bahsetti. Yoğun bakımdaki 24 saatlik mesaisi boyunca maske taktıklarına dikkat çeken Erdem, “Tulum giymek zor değil ama içinde kalması zor. İki kat maske kullanıyorum. Uzun süre olunca nefes almakta güçlük çekiyorum. Siperlik ve gözlük kullanıyoruz ve bu görmemizi güçleştiriyor. 7/24 hastalarımızın yaşamsal değerlerini izliyoruz. Onların ailemiz olarak görüyoruz. Onlar da yeri geliyor, bizlere ‘oğlum, kardeşim, kızım’ diyor. Bu çok güzel bir manevi duygu” diye konuştu.
Toplumda bazı kesimlerin salgına karşı umursamaz tavrını da eleştiren Erdem, “Böyle bir hastalık yok’ diyen insanlar var. Onlar böyle diyorlarsa biz neden burada mücadele ediyoruz? Bizim emeklerimizin boşa çıkmaması için maske takmalarını, mesafeye dikkat etmelerini istiyorum” diyerek, Sağlık Bakanlığının salgına ilişkin yayınladığı talimatlara uyulması gerektiğini vurguladı.
Duygusal anı
Personel Yoğun Bakım Sorumlu Hemşiresi Aybüke Kocabıyık ise, kendisini derinden etkileyen bir anıyı paylaştı. Kocabıyık, “Covid-19’un ilk zamanlarında hastalığa yakalanmış bir çiftimiz vardı. Hanımefendi iyileşti, tam çıkacağı zaman maalesef eşinin durumu kötüleşti. Aklımdan geçen vedalaşmalarını sağlamaktı. Hanımefendiyi giydirdik, yanına alarak vedalaşmasını sağladık. Onların o duygusal anları, onların birbirleriyle vedalaşmaları ve son kez görüşleri beni hem üzdü hem de bunu yaptığım için kendim ve ekibimle gurur duydum. Herkes için tek söyleyeceğim şey; maske ve mesafe. Biz burada onlar için savaşıyoruz, onlar da bizim için maskesini takıp mesafesini korusunlar” dedi.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 119

“ÖZ ELEŞTİRİ” Aylardır birlikte yaşadığımız şu şehirde Korona Günlerimiz’in nabzını tutmaya, acımasız virüsten korunmamız

KORONA GÜNLERİMİZ 118

Türkiye, Koronavirüs mücadelesinde yeni bir dönemece daha giriyor. Geçtiğimiz Cuma günü geleneksel hale gelen saat kuşağında Sağlık Bakanı

KORONA GÜNLERİMİZ 117

2019 yılının sonuna doğru Çin’in Vuhan kentinde ilk kez görülüp daha sonra kısa sürede dünyaya yayılan COVID-19 virüsüyle dünya adeta