KORONA GÜNLERİMİZ 132

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 132
Paylaş
Tarih : 17 Kasım 2020 - 11:44


“KORKUSUZ MELEKLER”

Zaman zaman üstüne basa basa belirttiğim “İnsanlar okumuyor, izlemiyor. İnsanlarımız okusalar, izleseler Koronavirüsle mücadele bu kadar zorlaşmaz, vaka sayıları artmaz” görüşümün ne kadar gerekli ve önemli olduğunu bir kez daha anladım.
Bir kez daha savaş halinde olduğumuz Koronavirüsle şaka bile edilemeyeceğini idrak ettim.
Evet sevgili dostlarım; önceki gün TRT Belgesel kanalında yayınlanan “HASTANE İSTANBUL-KORONA” programında bugüne kadar defalarca yazdığım koronavirüse teslim olmuş insanlarımızı hayata bağlama mücadelelerini, Cerrahpaşa Pandemi Hastanesi yoğun bakım servislerinde profesörlerden en alt kademedeki sağlık görevlilerine varıncaya kadar görevlilerin “Nefes Olma” mücadelesini daha yakından görme ve anlama imkanını yakaladım.
Her biri isimsiz birer kahraman olan bu “Beyaz Melekler”in astronotlara benzer bir koruyucu kıyafet içinde buram buram ter, en az 2 maske ve ağırlığı gittikçe artan siperlikle ilk molaya kadar en az 4 saat nefes olma yarışları inanılacak gibi değil.
***
Evet, onlar Koronayla mücadelede.
Her yoğun bakım servisini koronayla mücadelenin ‘sıfır’ noktası olarak adlandırıyorlar. Hem hastaları yaşama bağlamada hem kendilerini ve ardından da ailelerini korumak için 3 ayrı cephede savaş veren bu beyaz melekleri ah herkes bir izleyebilse,
Ah bu program her ailenin, herkesin akşam yemekte bir araya geldiği zaman diliminde yayınlansa da hâlâ maske, sosyal mesafe ve temizlik konusunda kuralları ihlal edenlere bir ders olsa..
Aslında TRT Belgesel kanalının bu programı yani ‘Hastane İstanbul-Korona’yı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkımıza olan açıklamalarını sayısız kanalda eş zamanlı yayınladıkları gibi yayınlansa, sanırım açıklanan yasaklar, genelgelerden çok daha etkili, çok daha anlamlı olur.
***
İzlediğim yoğun bakım servisinde yaşananların her biri bir nefes olma adına ölümüne bir mücadele.
Durmak yok!
Yatan hastaların her biri tıbbi cihazlara bağlı.
Her birine belirli saatlerde gereken ilaçlar damar yolundan, hatta soluk borusundan verilirken birden yatan bir hastanın cihazından gelen uyarı sesi, profesör doktor ya da uzman bir doktorun hemşirelerle birlikte hemen müdahalesini gerektiriyor.
Ekibin hastaya başlattığı nefes olma mücadelesi sürerken bir başka hastanın cihazından gelen uyarı sesiyle yoğun bakım servisinde karşılıklı koşuşturmalar başlıyor.
Durum böyle olunca sanki Azrail’in elinden hastayı geri alma mücadelesi sergileniyor ki, görüp de ibret almamak mümkün değil.
Hatta bir hastaya entübe uygulaması ise ne görülecek ne de anlatılacak gibi.
Tabi ki bu sırada kıyafetinin üstündeki tulumu, ayakkabısı veya çizmesi, eldivenleri, en az 2 maskesi ve ağırlaşan siperlikle birlikte terlemekten duş almış bir görüntü yansıtan, maskesinin yüzünde oluşturduğu izlerle araba çarpmışa dönen yoğun bakım hemşirelerinin durumunu maske takmayıp sosyal mesafesini korumayan gençlerin ve onların dışındaki duyarsızların görmesi sanırım küresel salgınla mücadelede etkili olur.
İşin ciddiyetine ciddiyet katmak için şunu da yazmakta yarar var;
Tıpkı 2.Dünya Savaşında atom bombası atılan Japonya’da küçük çocukların önce uçak kadar hızlı giden trenlere bindirip çok katlı yollardan geçirerek en üstün Japon teknolojisini tanımaları, robotlarla çalışan dev fabrikaları gezdirdikten sonra aynı çocukları Hiroşima ve Nagazaki’ye götürerek düşmanın harap ettiği yerleri gezdirip ‘eğer birlik beraberlik içinde olunmazsa’ düşmanın ülkelerini yakıp yıkabileceğini anlatarak her Japon çocuğunun çalışarak dayanışma içinde olması gerektiğine vurgu yapıyorlar.
İşte bu azim ve kararlılıkla Türkiye olarak istersek Koronavirüs Savaşından ilk galip çıkacak ülkemiz olabilir.
***
Şimdi son paragrafımda biraz geriye, ülkemizin Koronavirüsle mücadeleye başladığı Mart 2020 günlerini hatırlayalım mı?
O günlerde yasaklar da vardı, kısıtlamalar da..
Ahde Vefa Gruplarımız, Simav Devlet Hastanesinde de küresel salgınla mücadele verip, insanlarımızı sağlığına kavuşturan yorgun beyaz meleklerimiz.
Onların ihtiyacı olan motivasyonu, moral depolamasını yapardık..
Işıkları yakıp söndürür, onlara çiçekler takdim eder, enerji depolamaları için tatlılar ikram ederdik.
Ne oldu?
Niçin bunları sürdürmüyor, yolda, markette, pazarda gördüğümüzde beyaz meleklerimize niçin selamı bile esirger olduk?
Dilemem ama yarın yaşayacağımız bir olumsuzlukta bize hayata bağlayacak, en çok ihtiyacımız olan nefesi bize sunacak onlar!
***
Tüm Beyaz Meleklerimize saygılar sunuyorum. İyi ki varsınız..

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 140

“Son Tedbirler İşe Yarayacak mı?” Koronavirüs yolculuğumuzda yeni bir dönemece girdik.Bu virajı da dönersek karşımıza ne çıkar, neler

KORONA GÜNLERİMİZ 139

“Tarihimizin Şahidi 65’likler” Bilindiği gibi dünyanın diğer ülkeleri gibi Türkiye’nin Koronavirüs mücadelesi de her gün yaşanan

KORONA GÜNLERİMİZ 138

“Nereden Nereye” Yazımın başında şunu açıkça belirtmek istiyorum..Ülkemizde Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleriyle kamu kurumlarının