KORONA GÜNLERİMİZ 134

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 134
Paylaş
Tarih : 19 Kasım 2020 - 12:04

Her geçen gün daha da zorlaşıyor yaşantımız, her geçen gün daha da daralıyor çember.
Her geçen gün koronavirüs vakaları daha da artarken, yine her geçen gün koronavirüsten hayatını kaybedenler çoğalıyor.
Ve her zamanki gibi Simav Belediye hoparlöründen cenaze anonsları, minarelerden salalar.
Her faninin başına elbet ölüm gelecek, hatta ölüm bazı insanlarımız için belkide kurtuluş olacak ama ölümün bir yüzü değil tüm yüzleri soğuk, tüm yönleri ürkütücü.
***
Aylarca bu köşeden hep “Maske-Mesafe-Hijyen” üçlemesini yazdım durdum.
Ama ne hikmetse Türkiye Cumhuriyetinin her vatandaşına yaşam hakkını sunmak zorunluluğu yanında devletimiz de “Maske-Mesafe-Hijyen” uygulamasını istemesinden başka dikkat çekici bir uyarıda pek bulunmuyor.
Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca’nın her akşam ağzından çıkan uyarı da, sosyal medya hesaplarından duyurduğu da hep aynı.
Herkes Sayın Bakana güveniyor, inanıyor ama ortada tek sorun günlük can kayıpları konusundaki açıklanan rakamlara pek inanmıyor.
Çünkü ben de dahil bu konuda endişeliyim, şüphe hissediyorum.
Bu konuda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun birimlerine sunulan her günkü cenaze sayılarıyla ilgili resmi belgeleri öne sürerek sadece 1 günde milyonlarca insanın yaşadığı İstanbul’da 164’lere ulaşan can kayıplarını duyurması dikkat çekici ve üzücü.
***
Kısa bir süre önce eşimle bir alışveriş için şehrimizin Yukarı Çarşı bölümüne gittim.
Kışlık bir örgüye gerekli olan ipleri almak için.
Her zamanki güler yüzüyle müşterisine hizmet veren dükkan sahibi Hakk’ın rahmetine kavuşmuş, oğlu hizmet verir olmuş.
Babasını tekrar sorduğumuzda ise duyduğumuz ama emin olamadığımız bilgiyi teyit etmiş olduk.
Maalesef işyeri sahibi Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetmiş.
İsim ve soy isim yazmıyorum.
COVID-19 belirtileri göstermesi üzerine Simav Devlet Hastanesine kaldırılan ve tedavi altına alınan esnafımız, ilaç tedavisine başlanmasından bir gün önce astım hastalığı da olduğundan kalp krizi ile hayatını kaybetmiş.
Bir görüşe göre COVID-19, bir görüşe göre de astıma bağlı kalp krizinden hayata veda etmiş.
Üzülmemek elde değil. Bir çarşının sevilen esnafı beklide rahata erip yaşlılık günlerini çocuklarıyla torunlarıyla birlikte geçirecek iken hayata veda ediyor.
Geride esnaf komşularıyla yaptığı sözlü sohbetlerinin anılarıyla gülen yüzünün hayali kalıyor.
Amcamızın ölüm nedeni de kalp krizine bağlı ölüm olarak kayıtlara geçiyor.
Durum böyle olunca, küresel salgın devam ettikçe durum şudur ki ‘Kimin neden öldüğü artık pek belli de olmayacak’ gibi.
***
134’üncü yazıma gelinceye kadar hatırlarsanız Simav’ın 7 kapısı olduğunu yazmıştım.
Simav-Gediz, Simav Selendi, Simav Demirci, Simav Sındırgı, Simav Dursunbey, Simav-Dağardı-Bursa, Simav Hisarcık-Emet.
Tam 7 kapıdan Simav’a her gün giriş, Simav’dan her gün çıkış var.
Kim nereden geliyor, kim nereye gidiyor, kimler kimlerle temasta, kimler hasta, kimler virüslü, kimler taşıyıcı belli değil.
Ancak rahatsızlanınca, temas ve filyasyonlarla ve isteğe bağlı yapılan testlerle kişilerin virüslü ya da virüssüz olduğu ortaya çıkıyor.
Durum böyle olunca da Simav’da kimileri Devlet Hastanesinin yoğun bakım servislerinde, kimileri kendilerine önerilen ilaçlar eşliğinde evlerinde karantinada.
Kimileri aynı evde bulaş ihtimalinden gözlem altında,
Kimileri de sessiz sedasız kısa aralıklarla sokakta, çarşıda, pazarda.
Sonuç ise Koronavirüsün Simav’da adeta zirveye tırmanması.
***
Nereden nereye geldik.
Küresel salgının ölümcül olduğunu bile bile maske-mesafe ve hijyen şartlarını hâlâ tam uygulamıyoruz ya ona yanıyorum.
Televizyonlarda, gazetelerde okumuş, görmüşsünüzdür..
Koronavirüse yakalanıp tedavi altına alınan ve güçlü bünyesi sayesinde görünmez katili Mustafa Uşak gibi yenen her insanın ağzından önce maske sonra da mesafe ve hijyen uyarısı çıkıyor.
Bu uyarılardan sonra ise tek söyledikleri ‘Sigara içiyorsan mutlaka bırak!’
Ne dersiniz devletin de hep istediği bu 3 kuralın yanı sıra daha da etkinleştiremediği denetimlerin virüsün ilk zamanları olan Mart, Nisan aylarında bile daha etkili olduğunu söylesem bana katılır mısınız?
Keşke diyorum devletimiz Ramazan Bayramında uyguladığı kısıtlamaları Kurban Bayramında da uygulasaydı.
Keşke havaların en sıcak günlerinde tatil programları da kısıtlansaydı.
İnanıyorum ki son 2 ayda verdiğimiz can kayıpları bu kadar olmaz, COVID-19 vakaları bu kadar artmazdı.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 140

“Son Tedbirler İşe Yarayacak mı?” Koronavirüs yolculuğumuzda yeni bir dönemece girdik.Bu virajı da dönersek karşımıza ne çıkar, neler

KORONA GÜNLERİMİZ 139

“Tarihimizin Şahidi 65’likler” Bilindiği gibi dünyanın diğer ülkeleri gibi Türkiye’nin Koronavirüs mücadelesi de her gün yaşanan

KORONA GÜNLERİMİZ 138

“Nereden Nereye” Yazımın başında şunu açıkça belirtmek istiyorum..Ülkemizde Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleriyle kamu kurumlarının