KORONA GÜNLERİMİZ 135

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 135
Paylaş
Tarih : 20 Kasım 2020 - 11:56

Her gün Simav polisinden başka başka maske kullanım zorunluluğunu denetleyen pek görmüyorum. Son günlerde Kaymakam Türker Çağatay’ın başını çektiği, Belediye Başkanı Adil Biçer ve belediye zabıtasının eşlik ettiği denetim turlarını da pek görmedim.
Ama her gün koronavirüse bağlı ölümleri, hastanemizdeki yoğunluğu, insanların öncelikli konusunun geçim ve koronavirüsle mücadele olduğunu biliyor, görüyorum.
Kötüyü yaşarken insanoğlu olarak iyiyi göremediğimizde nasıl ki kötünün iyisini tercih ediyorsak dünyada yaygınlaşan korona mücadelelerinin ilk önemli ayları olan Mart, Nisan aylarını arar olduk.
***
Bir ömrü doğup, büyüme, gelişme ve yaşlılık olarak adlandırdığımızda son zamanlarda koronavirüs mücadelesinde virüse yakalananların çoğunun hayatının sonbaharını yaşayan yaşlılar olduğu ortaya çıktı.
Küresel salgın günlerimizin ilk bölümünde virüse yakalanan ya da hayatını virüs yüzünden kaybedenlerin yaş ortalamaları ya da yaş gurupları 3 aşağı, 5 yukarı duyurulurdu. Şimdi ise artık duyurulmuyor.
Ayrıca bir ‘metal yorgunluğu’ yaşanırcasına sağlık çalışanlarımızın çoğunluğu artık mesleklerinden bile bıkar hale gelmişler.
Telefonla sohbet ettiğim birkaç sağlık çalışanı dostum, “küresel salgınla mücadele sürecimizde verdiğimiz mücadelenin vatandaşlarımızın boş vermişliği, 3 kuralı uygulamaması nedeniyle emeklerin, mücadelelerin adeta boşa gitmesi bizleri mesleğimizden de soğuttu” ifadeleri bizlere nefes olan sağlık çalışanların yeni motivasyonlara, iş yüklerinin azaltılmasına, hatta onların dinlendirilmesine ihtiyaç olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Ama ne yazık ki, tayinlerin, raporların, izinlerin hatta erken emekliliklerin bile engellendiği sağlık dünyamızın sağlık çalışanlarının yüzleri de gülmemeye başladı.
***
COVID-19 teşhisiyle hastanelerin yoğun bakım servislerine alınan vatandaşlardan bazılarının damardan pıhtı atılması, kanın koyulaşması hatta kalp krizi nedeniyle hayatını kaybedenlerin Koronavirüsten değil de kalp krizi gibi nedenlerden can verdiği yönünde iddiaların virüsle ilgili semptomları taşıyan bazılarının da hastanelerden uzak durduğu yönünde şehir efsaneleri dolaşırken çalışanların virüs nedeniyle rapor almadığı, raporlu ve çalışmadığı günler iş kaybı ve kazanç kesintisi yaşamamak için paraya ihtiyacı olduğu için hastalıklarını öne çıkarmadığını söyleyenler de yok değil.
Bir diğer acı gerçek de ülkemizin vaka sayısı artan illerinde, önemli şehirlerinde kitlelerin olduğu iş yerlerinin kapatılması, sokağa çıkma kısıtlaması gerekirken yapılamaması nedeniyle COVID-19’a bağlı ölümlerin artması istesek de istemesek de ‘Sürü Bağışıklığı’ kavramını halkın tartışmaya açmasına neden oluyor.
Halk arasında “Ölen ölür, kalan sağlar bize yeter” anlayışını oluşturan bu kavram sanırım normalleşmeyi yanlış anlayıp ülke olarak anormalleşmemizin bir sonucu olsa gerek.
***
Sağlık Bakanlığınca her gün açıklanan ve yayınlanan Türkuaz tablodaki verilerin aklı başında, koronavirüs salgınını önemseyen insanlar için adeta birer karabasan rüyası gibi korkutucu olduğunu söylersem sakın bana kızmayın.
Günlük test sayılarında tespit edilen vaka sayılarının aylar öncesinden daha fazla olduğu ve yükseliş gösterdiği görülürken yoğun bakım hasta sayısının, ağır hasta sayısının sürekli artması, bütün mücadelelere rağmen şüphe arz eden günlük can kayıplarının bile artışı küresel salgın konusunda işin çok ciddi olduğunu göstermekten de geri kalmıyor.
Öyle ki, devletimizin yetkilileri ekonomik anlamda ‘acı reçete’ gerçeğini açıkça ortaya koyarken bir başka acı reçetenin de COVID-19 mücadelesi için yazılması gerektiğine inanıyorum.
***
COVID-19 konusunda vatandaşlarımızı bir kez daha uyarmak istiyorum.
Sakın ‘hastanemiz var, bana bakarlar, sağlığıma kavuşurum’ demeyin.
Koronavirüs aşısı konusunda bile 5 benzemez birbiriyle çarpışırken, yoğun bakım üniteleri, pandemi servisleri doluluk yaşarken şifa bulmak, sağlığa kavuşmak kolay değil.
Bir de şu acı gerçek var, ‘Türkiye genelindeki yoğun bakım yatak sayısı’ konusu.
Sağlık Bakanlığının yoğun bakım yatak sayısını açıklarken doluluk oranını %60 olarak duyurduğunu ve %40 boş yatak sayısı olduğunu iddia ettiğini söyleyenler, “Boş yataklar özel hastanelere ait. Onlar da paralı olarak Koronavirüs hastası kabul ediyor” diyerek salgın konusunda bir başka acı gerçeğe vurgu yapıyorlar.
***
Sözün özü: Dünya genelinde günlük Koronavirüs vaka sayısı 1 milyon olarak açıklanırken günümüze dek yine dünya genelinde Koronavirüsten can kayıpları toplamının 1 milyon 500’bine yaklaştığını, Türkiye’de ise bugüne kadar resmi açıklamaya göre 18 Kasım sabahı itibariyle COVID-19’a bağlı olarak 11 bin 600’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini biliyor musunuz?

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 140

“Son Tedbirler İşe Yarayacak mı?” Koronavirüs yolculuğumuzda yeni bir dönemece girdik.Bu virajı da dönersek karşımıza ne çıkar, neler

KORONA GÜNLERİMİZ 139

“Tarihimizin Şahidi 65’likler” Bilindiği gibi dünyanın diğer ülkeleri gibi Türkiye’nin Koronavirüs mücadelesi de her gün yaşanan

KORONA GÜNLERİMİZ 138

“Nereden Nereye” Yazımın başında şunu açıkça belirtmek istiyorum..Ülkemizde Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleriyle kamu kurumlarının