Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SESSİZ KONUŞTUKLARIMIZ

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » SESSİZ KONUŞTUKLARIMIZ
Paylaş
Tarih : 01 Ekim 2019 - 12:10

Diliyle konuşan var.
Eliyle konuşan var.
Gözleriyle konuşan, ifadelerde bulunan var.
Karadeniz bölgesinde olduğu gibi ıslıkla konuşan var.
Yazarak konuşan var.
Ve karnından konuşan yani sessiz konuşan da var.
***
Yaşadığımız Simav’da hiç farkına vardınız mı “Sessiz Konuşanlar”ın her geçen gün arttığını.
Yaşanılan, yaşanan ve görünen bir sıkıntıyı ilgilisi ve yetkilisine iletmek yerine “Aman benden olmasın, aman benden duyulmasın, aman tepki görmeyeyim, aman kızıma, oğluma iş bulamam, aman sıkıntı çekerim” diyerek en güvendiğiyle konuşup “Aman ha, aramızda kalsın” kabilinden öylesine çok konu var ki şu Simav’da.
Eğitimden, sağlığa, Kışla Caddesinden Seyir Terasına, kiraya çıkarılacak belediye dükkanlarına hatta ezanlara, dolmayan camilere, verilen salalara ve merkezi sistem ezanlara kadar birçok konu “Sessiz Konuştuklarımız” içinde popülerliğini korumayı sürdürüyor.
***
Sessiz konuşanların bir bölümü gerek telefon ederek gerekse yüz yüze geldiğimizde içinden geçenleri de yerel gazeteci olarak bizlere aktarmayı sürdürüyor.
Kendileri susuyorlar ya, “Sen yaz, gazeteci değil misin” deyip kestirip atıyorlar.
Örneğin bu isteklerden en önemlilerinden birisi ilçede yaşanan ezan krizi.
Değerli okurlarım; sakın beni dinsiz, imansız, duygusuz, düşüncesiz birisi sanmayın.
Sessiz konuşanların isimlerinin yazılmamasını istediği konulardan birisi bu.
İnsanları camilere çekecek güzel sesli müezzinlerin ezan okumasını, sala okumasını istiyorlar.
Okunarak geçiştirilen, yasak savan, görev yerine getirilen bir ezan değil, insanın tüylerini diken diken yapan tabiri caizse “Bülbül sesli” müezzinlerden vakit ezanlarını dinlemek istiyorlar.
Her camide ezan vaktinde birbirinin sesini bastırırcasına okunan ezanların aynı zamanda ses kirliliği oluşturduğunu ifade eden vatandaşlar, onlarca caminin bulunduğu şehir merkezinde dinimizin kutsallarından ezanın kişilerde soru işaretleri bırakmamasını istiyorlar.
Hatta bir öğle ya da ikindi ezanı vaktinde Belediye İtfaiye Müdürlüğünün yanındaki yıkılmak üzere olan ahşap binanın önünden okunan ezanları dinlememizi istiyorlar.
Ben gittim, dinledim. İnanın ezan sonucunda edindiğim fikri, izlenimi ve düşüncemi burada aktarmaktan utanıyor, endişeleniyorum, günaha girmekten korkuyorum.
***
Simav’da çok güzel sesli, vakit namazına bağlı olarak muhteşem ezanlar okuyabilen çok değerli din görevlilerimiz tarafından; doğduğunda kulağına okunan ezanla karşılanan, öldüğünde de okunan salası ile uğurlanan bir kişiye son dini vecibe olan salaları da bir vefatı anlatması açısından anlamına uygun okunması Simav’da pek zor olmasa gerek.
Bu konunun yıllar önce Simav’da görev yapan, kravat takmayı, kitap okumayı değerli din görevlilerimizin tamamına öneren ve uygulayan dönemin müftüsü Veli Vehbi Bardakçı’dan günümüze devam ettiğini de hatırlatmadan geçemeyeceğim.
Sayın Bardakçı’dan günümüze yaşanan bu sorun tam anlamıyla müftülerimiz tarafından ele alınamamış ve bugüne kadar sorun yumağı haline gelmiştir.
Söz konusu ezan konusunda “Sessiz Konuşanlar”ımızın bir de “Merkezi Ezan Okunması” gibi onlara göre çağdaş bir önerisi de var.
Simav merkezdeki camilerde bulunan ses sistemleri bu konuda uygun mudur bilinmez ama Türkiye’nin personel ve maddi açıdan en güçlü kurumu olan Diyanet İşleri bu konuda elini cebine atabilir.
Sosyal medyada okuduğuma göre Sağlık Bakanlığının 2.7 milyar TL bütçesi varken Diyanet İşlerinin 12 Milyar TL bütçesi varsa, Türkiye’de 1250 hastanenin yanında 85 bin cami ve 115 bin din görevlisi bulunuyorsa vatandaşlarımızı camilerimize geri döndürmek, Cuma namazları dışındaki vakit namazlarında da camilerimizi kalabalıklaştırmak, herhalde benim görevim değil.
Bu düşüncelerimi içinden konuşanlara elbette defalarca aktardım.
Şimdi de yazarak kamuoyumuzla paylaşıyorum.
Eğer bu paylaşımımdan dolayı rahatsızlık verdiğim bir kişi, din görevlileri varsa onlardan özür diliyor, haklarını helal etmelerini rica ediyorum.
Unutulmamalıdır ki, bu Simav, bu ülke, camiler hepimizin, bu ezan, bu bayrak ve marşımız hepimizin.
Allah’a emanet olun.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KAŞIKLA VERDİLER KEPÇEYLE GERİ ALIYORLAR

Üniversiteli işsizlerin bile hızla artığı günümüzde temel tüketim ürünlerine yapılan zamlar hayatı daha da zorlaştırdı.Türkiye’nin

NİKÂH SALONUMUZ OLMALI..

Konumuzun başlığını okuduğunuzda “Keyfe keder” bir konu olarak yorumlayanlar elbette olacaktır.Ama Simav’da yazın, kışın bir nikâh

BİZ TÜRKLER, ATATÜRK ve ‘BARIŞ’

Sosyal medya organı hangisi olursa olsun doğru ve insanlık adına kullanıldığında önemli yararlar sağladığına inanıyorum.Örneğin günümüzün