8.YILDA SiMAV DEPREMi

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » 8.YILDA SiMAV DEPREMi
Paylaş
Tarih : 17 Mayıs 2019 - 12:31

Simav başta olmak üzere yakın çevresinin tamamı birinci derecede deprem kuşağında.
Bunu en azından bugün 10 yaşını geçmiş küçük bir çocuktan en yaşlı bir vatandaşımıza kadar herkes çok iyi biliyor.
Çünkü; nedenleri var.
Depremi yaşadılar, aylarca deprem fırtınalarına maruz kaldılar.
Kimileri evsiz kalırken, kimileri çadırda, barakada aylarca barındı.
Aylarca kendilerine yardım kuruluşlarının verdiği yemeklerle karnını doyurdu.
Öğrenciler çadırlarda eğitim gördü, hastalar kurulan sahra hastanesinde tedavi edildi.
Devletin memuru, işçisi aylarca ek mesaisiz çalıştırıldı.
Kimileri evinin tamiriyle uğraşırken kimileri geceleri depremde oluşan çatlakları, hasarları yok etti.
Kimileri kapısını-bacasını kapatıp bir süre ilçe dışına çıktı.
Kimileri de ‘Depreme Maruz Bölge’ kapsamının getirdiği hakla istediği başka bir şehre tayin oldu.
Hiç görülmedik sağanak yağmurlar bu dönemde yaşanırken, gün geldi çadırlarda sıcaklarla boğuşuldu.
Çadırdan çıkan ÖSS Şampiyonu Tuğçe Çelik adlı kızımız Simav’ın adını Türkiye’ye duyururken, 3 ayda 928 konut, 1 yılda da devasa okullar yapıldı.
Şehir TOKİ bölgesiyle ikiye bölünürken esnafların, iş dünyasının var olan ekonomik mağduriyeti depremle birkaç kat daha arttı.
Deprem zamanında Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek’in depremzedeye verdiği, “İsteyen vatandaşımız atasından, babasından kalan ve depremde ağır hasar gören evinin, işyerinin yerine yenisini yapması için TOKİ şartlarında destek verilecek” müjdesi verirken bu müjde havada asılı kaldı, gerçekleşemedi. Kimse de verilen sözün arkasını aramadı.
İnsanlar TOKİ’de yapılar evlere yönlendirildi.
O kadar çok anı, hatıra, acı-tatlı yaşanmışlıklar var ki, yaz yaz bitmez 8 yıl öncesinin Simav Depremiyle ilgili.
***
Ama her zaman da dediğim, yazdığım gibi bir unutma hastalığımız var ki düşman başına.
19 Mayıs 2011 Simav Depreminden 19 Mayıs 2019 Pazar gününe şurada 1 gün kaldı.
Kabaca tam 8 yıl geçti.
Hâlâ kaldırılmayan enkazlar, yıktırılmayan ağır hasarlı binalar, 1 yıl içinde projeye bağlı güçlendirilmesi yapılması şart olan ve yapılamadığı için ağır hasarlı konuma giren binalar, Kışla caddesinde mahkeme sonuçlanmasına rağmen yıkımı beklenen Mehmet Ercan Sitesi, depremin izlerini taşıyan cadde ve sokaklardaki boş arsalar, ve daha neler neler..
Tüm bunları yaşayan, 19 Mayıs’ın izlerini sürekli gören bizler, her an yaşanacak bir depreme hazırlıklı olmamız gerekirken adeta depreme sırtımızı çevirircesine umursamaz bir yaşamın içersindeyiz.
Ülkenin yaşadığı olumsuzluklar ve ağırlaşan şartlar nedeniyle işsizlik, parasızlık elbette bazı şeylerin önüne çıkıyor. Ama deprem bu; ya kurtulursun ya da mevtasın bir şekilde.
Onun için unutulmamalı, her an bir deprem yaşanacakmış gibi hazırlıklı olmalıyız.
***
Sayısız büyük depremler yaşayan milyonlarca binanın yerle bir olduğu, binlerce insanımızın hayatını kaybettiği Türkiye Depremleri ne bir ilk, ne de sondur.
Çünkü dünyanın var oluşuyla başladığı bilinen depremler, yarın da yarından sonra da olacaktır.
Onun için hazırlıklı olmalıyız.
Yakın çevremizde, ilçemizde olan, yaşanan depremleri unutmamalıyız.
Kısa bir hafıza yoklaması yapacak olursak yakınımızdaki en büyük yaşanmış deprem konusunda Gediz aklımıza gelmeli.
Gediz Depremi; 28 Mart 1970 tarihinde, mahallî saatle 23.00’ten az sonra meydana geldi.
Gediz Depremi ile ülkemizin Batı Anadolu bölgesi sarsılmış, bu depremi daha başka sarsıntılar takip etmiş ve haftalar sonra dahi farklı büyüklükte sarsıntılar ve ufak depremler hissedilmiştir. Sarsıntının büyüklüğü Richter ölçüsüne göre 7,6 idi.
Yaklaşık olarak 3000 km2 genişliğindeki sarsıntı alanında takriben Gediz Depreminde 3500 ev tamamen yıkılmış, 7000 ev ağır surette ve 10.600 den fazla bina da fazla ölçüde hasara uğramıştır. 33.000 aile, yaklaşık olarak 80.000 kişi barınaksız kalmış, depremde 1086 kişi ölmüş ve 1260 kişi yaralanmıştır.
Deprem sonrasında yıkılan ve tamamen harabeye dönüşen şehrin Uşak yolu yönünde 7 km ilerisine yeniden bir şehir kurulmuş ve yıkılan şehre “Eski Gediz” adı verilmiştir.
***
19 Mayıs 2011 tarihinde yaşadığımız büyük depreme şöyle bir kısa dönüş yapacak olursak o günden bu güne depreme hazırlıklı olma adına okulların dışında önemli bir çabanın gösterildiğini söylemek mümkün değil.
Olası bir depremde fuar alanından başka toplanacak yer yok. Mahalleler arasındaki her boş alan neredeyse tamamen arabalarla dolu.
Beni deqrem konusunda sevindiren tek gerçek ise 8 yıl sonra da olsa Simav belediyesi tarafından depremin yıldönümünde yani yarın ve yarından sonra Simav’a gelecek olan Deprem Simülasyon Aracı çocuklarımıza ve halkımıza depremi hatırlatacak olmasıdır.
Bu konuda girişimler yapan Belediye Başkanı sayın Adil Biçer’i kutluyor, teşekkür ediyorum.
***
Sözün özü:
Türkiye’de 1-7 Mart 2016 günleri DEPREM HAFTASI olarak kutlanıyor.
Bu hafta boyunca da sadece okullarımız etkinlikler düzenliyor.
19 Mayıs 2011’de başlayıp yaklaşık 1 yıl depremle yatıp kalkan Simav için bu yeterli midir?
Asla!
Depremi sadece okullar yaşamadı.
Hani nerde diğer kurumlar, özel kuruluşlar, esnaflar, sivil toplum kuruluşları?
Onlar Simav Depreminde yoklar mıydı?
Depremler, yaşandığı yerde tüm canlı ve cansız varlıkları etkileyen en önemli doğal afetlerdir.
Bu afetlerin zararlarını en aza indirmenin yolu; depreme dayanıklı binaların yapımı ve depreme karşı bilinçli bir yaşamdır.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 309

”İşler sarpa sarıyor” Gözle göremediğimiz, elle tutamadığımız Koronavirüs sanki gelişmiş bir laboratuarda üretilmiş gibi her ortama

KORONA GÜNLERİMİZ 308

”Rakamlar çok acımasız!” 11 Mart 2020 tarihini koronavirüsle ilgili olarak Türkiye’nin mücadeleye geçtiği tarih olarak kabul edersek

KORONA GÜNLERİMİZ 306

”Bir bu eksikti!” Dünya ülkeleri gibi Türkiye olarak yaklaşık 18 aydır mücadele ettiğimiz küresel salgın Covid-19 salgınında birçok varyant