ÇORBADAN BAŞLARSAK..

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » ÇORBADAN BAŞLARSAK..
Paylaş
Tarih : 21 Aralık 2019 - 9:36

Yaşadığımız şu günlerin “Güllük-Gülistanlık” gibi göründüğüne sakın inanmayın. Çünkü hiç de öyle değil.
Kendimizi aldatmanın, sahte gülücükler göstermenin, dertsiz ve tasasızmış pozları vermenin hiç anlamı yok.
İnsanlarımız çaresizlik içinde!
***
Artık yollarda selamlaşmalar azaldı,
Herkesin herkesi tüm yönleri ve durumuyla tanıdığı şu Simav’da karşıdan gelen ekonomik darlık çeken birisini tanıyan “bir şey ister” korkusuyla yolunu değiştiriyor, ilk sokakta kayboluyor.
İcra Müdürlüğünde dosyalar dolaplara sığmazken, işlem görecek bir dosyayı bulmak ise maharet isterken ilçemizin avukatları alacak-verecek konularında doktorolarını çoktan tamamladılar.
Kahveler hep bildiğimiz gibi işsizlerle dolup taşarken özellikle önemli bölümü üniversite mezunu işsizlerin ve diğer işsizlerin zaman harcadığı kafeler, lokaller dolup taşıyor.
Daha geçtiğimiz birkaç yılda; “Her evde bir üniversiteli işsiz var” denilirken bu günlerde neredeyse her evde iki işsiz konumuna gelir olduk.
İŞKUR’un toplum yararına programları bana göre ufukta yeni seçimler ve erken seçim görünmediğinden tatile çıktı. Ülkede resmi işsiz rakamları işsizlerin resmi iş arama başvurularına bağlı olarak açıklanırken, iş aradığını belirtmeyen işsizlerin sayısı da kayıt altındaki işsizlere yaklaştı.
Ama birçok gazete ve televizyonlara bakarsan Türkiye’de hayat çok güzel.
2019 yılını işsizlik, ekonomik yetersizlik hatta maaşların boyunu aşan zamlarla geride bırakırken kimse 2020 yılından umutlanmasın.
Asgari ücrete, emekli maaşlarına yapılacak 100-150 liralık zamlarla 2020 yılının hayalini kuranlar, emekli maaşıyla yetinemeyenler, evinde bir-iki üniversite, mezunu işsiz barındırarak ek işlerde ömür çürütenler yeni yılda da artacak.
Yeni yılla birlikte gelecek yeni zamlar insanlarımıza, “zamları da maaş artışlarını da geri al” dedirtecek.
“Takıldım gidiyorum bahtımın rüzgârına” şarkısı bile televizyonlardaki gerçekleşmeyen vaatlerden çok daha anlamlı.
Hiç olmazsa insan takıldığı rüzgârla en azından bahtını kovalıyor.
Ama bahtını kovalayamayanlar ise Türkiye’nin kadersizliği olarak gördüğüm uzun metraj film gibi insanları adeta uyuşturan uzun dizilerle gününü değil dertlerini öteliyor.
Kanal İstanbul, Libya, Tank-Palet, Suriye, Trump, Putin günlük hayatımızın vazgeçilmezleri oldu gitti.
Anlayacağınız gülüyoruz ağlanacak halimize.
***
“Tamam, anlattın, bunlar yaşanıyor. Ama yazının başındaki ‘Çorbadan başlarsak..’ da ne oluyor?” dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Bu konu da vahim..
Hani başta da belirttiğim gibi insanlar yollarda birbirinden kaçıyor ya..
Artık eskisi gibi lokantalarda tam tekmil yemek yiyen kalmadı.
“Az kuru, az pilav, 1 ekmek” dışında en azından bir çorba ile açlığı geçiştirmek için lokantaya girenler de dertli.
Çünkü tanıdık biri gelir de “Afiyet olsun” dediğinde, eskiden “buyur sana da çorba ısmarlayayım” denilirdi.
Şimdi bu cevap da tarih oldu.
Yerine “Sağol” cevabı veriliyor!
Anlayan anladı.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 339

”20 AY ASKERLİK GİBİ” Tam 20 ay ya da yaklaşık 610 gün.. Ne çileler çektik, ne tehlikeler atlattık. Kimisi nezle ile gribi, kimisi Koronavirüsle

KORONA GÜNLERİMİZ 338

”Kafalar karışık..” Pandemiyle mücadele sürerken bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları da aylardır

KORONA GÜNLERİMİZ 337

”Aşı Olmak – Olmamak” İçinde bulunduğumuz Koronavirüsle mücadele sürecinde her türlü sosyal ve kültürel etkinliklerin pandemi kuralları