CUMA MESAJINDA “ACI GERÇEK”

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » CUMA MESAJINDA “ACI GERÇEK”
Paylaş
Tarih : 20 Temmuz 2020 - 12:06

Her Cuma geldiğinde artık gelenek haline getirilen cep telefonlarıyla mesajlaşmalar daha da yaygın bir hal aldı.
Akrabalarla, yakın dostlarla, arkadaşlarla, komşularla hatta gurbetteki sevdiklerle haftada bir defa bile olsa Cuma günleri mesajlaşarak karşılıklı tebrik ve kutlamalarda bulunuyoruz.
Kimisi cilalı söz mesajları gönderirken, kimisi çiçekli, doğa güzellikli, hatta al bayraklı resimler içeren yazılı Cuma mesajlarıyla dostlarını hatırlıyor.
Bazı dostlar da var ki, her şeyden önce karşısındakini bir ‘İnsan’ olarak görüp, insanın doğasında olması, uygulaması gereken kısa makalelere Cuma mesajları ekleyerek dostlarına duygu ve düşüncelerini aktarıyor.
***
İşte bu tür anlamlı olduğu kadar düşündüren bir Cuma mesajı sosyal medya hesabıma geldi.
Ne zamandır kafaya taktığım, kendi içimde eleştirdiğim ve dostlarımla paylaştığım önemli bir konuyu dostum gönderdiği Cuma mesajında paylaşmış.
Konu, cenaze törenleri, tören öncesinde, törende ve tören sonrasında yapılan ve ‘bana göre’ eleştirebileceğim, Simav’da da sıklıkla rastlanan bir durum.
Konuyu aşağıda paylaştığımda beni daha iyi anlayacağınızdan, hatta sizlerin de zaman zaman yaşayıp eleştirdiğiniz ama sessiz kaldığınız bu konuya dikkat kesileceğinizden eminim.
Bu paylaşımı bu köşeye aktarırken şunu da ifade etmekte yarar görüyorum.
Kesinlikle ne bir kişi ve kişiler ne de söz konusu uygulamalardan kazanç sağlayanlar hedefim değildir. Ben sadece makalede yapılanları yapanların olduğu gibi yapamayacak durumda olanların da mümkün olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Dini açıdan ise bir ifadede bulunmak haddime değildir. Bu konuda açıklama yapmak Simav’ın değerli din adamlarının görevidir, vesselam.
***
“Ölen bir kişinin cenazesi arkasından yapılanlar öyle bir hale geldi ki; acımızı yaşayamıyoruz. Gelene gidene hizmet edip, ölenin nasıl öldüğünü (!) anlatmaktan..
Hatta iki ara bir derede iki gıybetin belini kıran ve uzun zamandır birbirini görmeyip cenaze günü inceden ince sohbet kaynatan akrabadan..
Yan yana izdihamla oturup cenaze kalkmadan ikram bekleyen komşulardan..
Dert ettiğinden değil de, sırf merakını tatmin için cenaze sahibini konuşturanlar.. Ahhh o pideler, illa kıymalı olmalı helva öyle kavrulmaz! İçine çam fıstığı da atılmalı.. Ölenin kıyameti kopmuş arkada dulu, yetimi kalmış kimin umurunda?..
İlk perşembesi, yedisi, kırkı, elli ikisi. 40’ı okutulurken bi sarma sarılmazsa konu komşu ne der?..
Tavuk yerine kırmızı et koyulursa bir de aman aman..
O tabaklar nasıl gururla taşınır!..
Sübhanallah, hanımlar ve beyler!
Ne kadar çirkinleştik farkında mısınız? Bir de son moda olarak kokulu taş tespih mıknatıslı magnet dağıtma çılgınlığı başladı ki, dağıtmayanı dövüyorlar desem abartmış olmam.Yahu insan ölmüş insan..!
Belki kabirde kemikleri birbirine geçti azaptan, sen onun adına kokulu taş dağıtarak sevap mı umuyorsun ey kardeşim..
Kim soktu bu çirkin işleri bizim fıtratımıza?
Biz Ahret’i bilen, kabrin ve sorgu sualin dayanılmaz zorluğunu bilen bir ümmet olarak, nasıl ölüm gibi ciddi bir işi şaklabanlık malzemesi haline getiririz?..
Hele Mevlit kreasyonu şıklık yarışına hiç girmiyorum. Nerde ne altını varsa takmış evin içinde topuklu terlikle geziyor bir de elinde gülsuyu..
Yahu adam ölmüş adam!
Diriden utanmazsın da Allah’tan da mı korkmazsın; sen de öleceksin!
Cenazelerinizi festivale döndürdünüz farkında değilsiniz. Eğer ölümü bir dakikacık tefekkür edebilseydi, bu toplum bir kaşık pilav yiyemeyecek hale gelirdi.
Bakın ne samimiyetimiz kaldı, ne ciddiyetimiz, ne edebimiz, ne de Allah ve ölüm korkumuz!..
Kaldı ki, nerde cenaze sahibine saygı duymak ve insanları rahat bırakmak?
Evden ölüden önce pide, yemek kokuları çıkıyor..
Cenaze sahipleri uyuşmuş bir vaziyette gelenlere tabak taşıyıp hizmet ediyor..
Ben bunu kabul edemiyorum dostlar!
Bu işleri bizler başlattık, bitirecek olan da yine bizleriz.
Kim ne derse desin, reddedin bu bidatleri. Allah ne der kaygısıyla yaşayın, bırakın kul ne derse desin.
Ölümü ölüm gibi yaşayın… Hayırlı Cumalar.”

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 339

”20 AY ASKERLİK GİBİ” Tam 20 ay ya da yaklaşık 610 gün.. Ne çileler çektik, ne tehlikeler atlattık. Kimisi nezle ile gribi, kimisi Koronavirüsle

KORONA GÜNLERİMİZ 338

”Kafalar karışık..” Pandemiyle mücadele sürerken bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları da aylardır

KORONA GÜNLERİMİZ 337

”Aşı Olmak – Olmamak” İçinde bulunduğumuz Koronavirüsle mücadele sürecinde her türlü sosyal ve kültürel etkinliklerin pandemi kuralları