DOST VE DOSTLUK

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » DOST VE DOSTLUK
Paylaş
Tarih : 23 Ocak 2020 - 12:10

Türkiye; yavaş yavaş ateşi düşen İran-ABD, Türkiye-Suriye ve Türkiye-Libya meselelerinden sıyrılıp Kanal İstanbul projesiyle yatıp kalkarken, ülkede önemli bir konunun öne çıktığını söyleyemeyiz.
Simav’da da durum farklı değil, sanki üzerimize yağan karların soğukluğu bizleri uyuşturmuş, dondurmuş gibi.
Herkes günlük hayatını en monoton bir şekilde yaşarken sömestri tatilinden midir nedir ilçede öğrencilerin olmayışından sessizlik hakim.
Yazacak çok şeyler var ama gelin bu hareketsiz yaşamda okuduğumda etkilendiğim “Dost ve Dostluk” adlı makaleyi sizlerle de paylaşayım.
***
DOST VE DOSTLUK
Genç adamın biri, babasına her gün dermiş;
‘Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi’
Baba, itiraz eder,
“Olmaz öyle çok dost, hakikisi belki bir, belki iki. Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki…”
Devam eder durur konuşma… Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya…
Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.
Baba der ki oğluna,
‘Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna’.
Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı, koymuşlar çuvala.
Dışardan böyle sanılmakta.
***
Delikanlı sırtlar çuvalı, gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı.
O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı, kapatır hızla kapıyı delikanlının suratına, Almaz içeri arkadaşını,
Böylece tek tek dolaşır delikanlı, kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.
Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
Evlat geriye döner.
Ama içten yıkılır…
Babasına dönerek; ‘haklıymışsın baba’ der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba ‘hayır evlat ‘der, benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı al da bir kerede git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar. Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar…
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir. O dost, delikanlıyı alır hemen içeri. Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte, çuvaldaki koyunu gömerler adam diye.
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak…
***
Genç adam gelir babasına;
‘Baba, işte dost buymuş’ diye konuşunca,
Babası; ‘daha erken, o belli olmaz daha. Sen yarın git O’na, çıkart bir kavga, Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi. Sonra gel olanları anlat bana…’
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini.
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini, babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!
Der ki tokadı yiyen dost;
‘Git de söyle babana, biz satmayız sarımsak tarlasını böyle iki tokada’!
Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile seni sevmeli…
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile sana sarılmalı…
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı…
Dost dediğin fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli.
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli.
Ve ağladığında ise seninle ağlamalı…
Ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmalı;
Sevinci çarpmalı…
Üzüntüyü bölmeli…
Geçmişi çıkarmalı…
Yarını toplamalı…
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı…
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı…
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı…

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 339

”20 AY ASKERLİK GİBİ” Tam 20 ay ya da yaklaşık 610 gün.. Ne çileler çektik, ne tehlikeler atlattık. Kimisi nezle ile gribi, kimisi Koronavirüsle

KORONA GÜNLERİMİZ 338

”Kafalar karışık..” Pandemiyle mücadele sürerken bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları da aylardır

KORONA GÜNLERİMİZ 337

”Aşı Olmak – Olmamak” İçinde bulunduğumuz Koronavirüsle mücadele sürecinde her türlü sosyal ve kültürel etkinliklerin pandemi kuralları