DP GENEL BAŞKANI UYSAL SİMAV’DAN HAYKIRDI: “TÜRKİYE’NİN BUGÜN MİLLİ GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDEN EN ÖNEMLİ MESELE YOLSUZLUKTUR, YOLSUZLUK!”

Ana Sayfa » Simav Haberleri » DP GENEL BAŞKANI UYSAL SİMAV’DAN HAYKIRDI: “TÜRKİYE’NİN BUGÜN MİLLİ GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDEN EN ÖNEMLİ MESELE YOLSUZLUKTUR, YOLSUZLUK!”
Paylaş
Tarih : 05 Şubat 2019 - 11:38

31 Mart 2019 tarihinde yapılacak Mahalli İdareler Seçimlerinde
Demokrat Parti Simav Belediye Başkan adayını tanıtmak için
Simav’a gelen Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, ülke
gündemine dair önemli iddialarda bulundu.

Demokrat Parti Simav teşkilatı aday tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Belediye Yeni Düğün Salonunda düzenlenen aday tanıtım toplantısına Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Demokrat Parti Simav Belediye Başkan adayı Kasım Karahan, Kütahya ve çevre ilçelerin belediye başkan adayları ile demokrat partililer katıldı. Aday tanıtım toplantısı saygı duruşu ve istiklal marşının okunmasından sonra DP Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın konuşması ile başladı.
Simav’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti belirterek konuşmasına başlayan DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Türkiye’nin kritik seçimi öncesinde Simav’da bulunuyoruz. Yerel seçim, insanımızın kendi geleceği ile ilgili iradesini ortaya koyduğu seçimdir. İçinde bulunduğumuz tarihi şartlar, ister istemez bizleri her zamankinden daha fazla idraklerimizi tazelemeye, nasıl bir Türkiye içinde bulunduğumuzu sorgulamaya istesekte istemesekte bizi sevk ediyor. Ben her daim bu ülkenin varlığına, birliğine, geçmişine ve geleceğine inanmış bu ülkenin evladı olarak her daim yeter ki bu ülke eğil insanların, yeter ki bu ülkenin namuslu insanların elinde bu ülkeyi yönetme iradesi olsun bütün bu karşı karşıya kaldığı problemlerin üstesinden geleceğine inandım. Bugünde Türkiye belki tarihimizde karşılaşmadığımız kadar pek çok meydan okumalarla karşı karşıya. Hem kendi içerisinde hem içinde bulunduğu coğrafyada. Coğrafyamızın bir kader olduğu gerçeğinin bilinciyle Türkiye bir yanda kendi kaynaklarını iyi değerlendirmeli, kendi potansiyelini açığa çıkartmalı beraberinde de bir imparatorluğun devamı olarak gönül coğrafyamız dediğimiz tüm bu coğrafyalarda mazlumlara her zaman örnek olmuş bir mücadeleyi vermiş millet olarak, alın yazısı olarak tarihi vazifesini yapmak mecburiyetinde. Bunu da gerçekleştirecek olan siyasettir. Ama bugün açık yüreklilikle ifade ediyorum Türkiye’de bütün pembe tablolarına rağmen siyaset tıkanmıştır. Milletimizin öncelikleri, esnafımızın öncelikleri, çiftçimizin öncelikleri, emeklilerimizin, dar gelirli vatandaşlarımızın öncelikleri maalesef Türkiye’de siyasetin kanallarına aktarılamıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletimizin can yakıcı, can alıcı meselelerini maalesef konuşamaz haldeyiz. Vatandaşlarımızın siyasete müdahalesinin önünde maalesef yapısal engeller oluşturulmuş durumda. Bütün bunları yıkmak, Türkiye’nin bütün ortak değerlerinin siyasi alanda nasıl bir rekabet unsuru haline getirildiğini anlamamız için televizyonlara bakmamız yetiyor. İktidarı ve ana muhalefeti ile meclis çatısı altında grubu bulunan bütün siyasi partileriyle bu kutuplaşmadan nemalanan Türkiye’de bir çarpık siyasal düzen var. Ama öbür tarafta da Türkiye’nin çözüm bekleyen pek çok meseleleri var. Özellikle 2004 yılından itibaren tarımdan başlayarak pek çok insanımızı alın terinin karşılığını alamaz hale getirilmiş bilinçli stratejik bir uygulama ile pek çok alanda olduğu gibi tarımda bugün Türkiye ithalatçı konumuna getirilmiş. Türkiye bugün Arap mallarını da ithal etmek mecburiyet zorunda kalmış, ne kadar çok ithalat yaparsa o kadar üretim ve ihracat yapabilir zayıflığı durumuna düşürülmüş bir Türkiye tablosu ile karşı karşıyayız. Bir rakamı size vermek isterim. 15 yılı aşan bu iktidar dönemi içinde 2,5 trilyon dolarlık, tekrarlıyorum 2 bin 500 milyar dolarlık bir bütçe kullanılmış. Bu bütçe kullanılmış olmasına rağmen 500 milyar dolar bir dış borçla Türkiye karşı karşıya. Bu dönem içerisinde 2017 yılında Türkiye gibi 242 bin kilometre kare ekilebilir, dikilebilir arazileri olan bir ülkede tarıma dayalı sanayimizin en temel girdileri buğday, pamuk başta olmak üzere yağlı tohumlar diye tabir ettiğimiz ayçiçeği başta olmak üzere Türkiye ithalatçı konumdadır. Bugün bu ülkede yüksek teknoloji ürün üretemeye bilirsiniz ama Anadolu’nun bereketli hilal olarak tarif edilmiş bu kadim coğrafyanın bütün alanlarında, pek çok verimli alanlarımızda bir yılda birkaç ürün alınabildiği ovalarımızda bile çiftçilerimiz tarımla iştigal edemez hale getirilmiştir. İşte bu noktada sadece tarım ürünleri değil 2017 yılında Türkiye canlı hayvan ithalatına 1 milyar 186 milyon dolar kaynak ayırma durumunda kalmış ve bugün bir ekonomik krizin içindeyiz. Türkiye’nin kendi çiftçisine, kendi insanına, kendi esnafına kaynak olarak vermediğini ithalat yoluyla başrol ülkelerinin tüccarlarına, üreticilerine kaynak aktarır hale gelmiş. Oysa işte yeniden enflasyonun
…canlandığı, hortladığı, yeniden dar gelirli vatandaşımızın, Türkiye istatistik kurumunun neredeyse ülkemizi bir illüzyon kurumu haline getirerek bir takım işsizlik başta olmak üzere, enflasyon başta olmak üzere ölçüm metotlarını değiştirerek, dönüştürerek Türkiye’de rakamların kağıt üzerinde düzeltmekte bu meselelerini, işsizliği, enflasyonu, Türkiye’deki diğer problemleri yok olacağı kanaatiyle milletimize toz pembe göstermek alışkanlığı içerisindeler. Yedeklerine aldıkları medya kuruluşlarıyla beraber dezormasyon bültenlerin dönüşmüş maalesef Türkiye’de hakikati değil yalanların pazarlanır hale getirildiğine hepimiz şahidiz. Böyle bir dönem içerisinde her daim Demokrat Parti olmak üzere milletimizin vicdan hizasında durmaya gayret gösterdik. Milletimiz temel değerleri her daim önceliğimiz ve kılavuzumuz kabul ettik. Böyle bir dönem içinde ister iktidarda isterse muhalefette kutuplaşma üzerinden değil Türkiye’nin can alıcı, can yakıcı gerçek gündemi üzerinde hep siyaset yapmaya gayret gösterdik. Milletimizin verdiği her kürsüde bu hakikatleri haykırmaya adına gayret gösterdik. Bugünde Simav’ımızda açık yüreklilikle ifade ediyorum Türkiye’nin en temel meselesi bu işlemeyen demokrat sistem olduğunu ifade etmek mecburiyetindeyim. Bugün Türkiye’de devleti bir kişinin nefsinde bütün kuvvetleri toparlayalım, 21.yüzyılda yüce Türk milletini yönetmekle görevlendirdiği biri var ona teslim olalım Yusuf mantığının ötesinde yeniden demokrasi diyoruz. Yeniden adalet diyoruz. Demokrasi ve adaleti bu ülkenin birliğinin beraberliğini teminatı olarak görüyoruz. Demokrasi ve adalet hukuku bu ülkenin kaynaklarının en etkili şekilde yeniden milletimizin önceliklerine hizmet etmek adına en önemli kurumsal yapılanma olarak görüyoruz. Bugün açık yüreklilikle ifade ediyorum. 2019 yılı bütçesi Aralık ayında Büyük Millet Meclisinde karara bağlandı. 960 katrilyon bir bütçeye sahip olmamıza rağmen Maliye Bakanı çıktı Türkiye gibi bir büyüme hızı olan bir ülkede minimumda %5 oranında büyürseniz işsizliğinizi sabit tutabileceğimiz gerçeği ortada iken sayın bakan çıkmış Türkiye’nin yatırıma doyduğunu ifade etmiş ve bize tasarruf bütçesi olarak bütçeyi sunduklarını ifade etmişlerdir. Türkiye’nin en önemli Ulaştırma Bakanlığına baktığımızda bir önceki yıla göre %59 oranında bütçesinin kısıldığını görüyoruz. Ama bir yanda bir önceki yıl, 2018 yılında 760 katrilyon bütçesi varken 2019 yılı için 960 katrilyona çıkmış iken, yatırımların payı düşülürken öbür tarafta 117 katrilyon faiz lobilerine para vermek için 2019 yılı bütçesine ödenek ayrıldı. İşte tüm bu gerçekleri ortaya koyduğumuzda biz istiyoruz ki, inanıyorum ki Türkiye’nin bugün milli güvenliğini tehdit eden en önemli mesele yolsuzluktur, yolsuzluk. Bu büyük ülkenin kaynaklarının, bütçesinin 3’te ikisi ile bile Türkiye yeter ki namuslu insanların elinde olsun bu ülke idare edilir. Bugünden yarının kaynaklarını tükendiğimiz noktada, bir yanda eğitimizi ideolojik parantezlere alıp sadece ve sadece kendi siyasetlerinin belgesi olacak, Türkiye’de yapılan usulsüzlükleri, yapılan yolsuzlukları, yapılan hukuksuzlukları bir iman meselesi gibi savunacak militanlar yetiştirecek bir ideolojik çerçeveye siz eğitim sistemini sıkıştırır iseniz, işte yarın ikinci yarı dönem açılıyor. Benimde iki tane kız çocuğum var. Burada bulunan hanginiz kendi çocuklarınız veya torunlarınızın geleceklerinden emin haldesiniz. Yarın hangi sistemler, her bakan değiştiğinde bir sistemin değiştiğini biliyoruz. Türkiye’nin bu çarpıklıklarla daha uzun süre gidemeyeceğini gerçeğini biliyoruz. Derinden işleyen bir ekonomik buhran yaşamamıza rağmen sadece siyasette yolumuzu açanın siyasette iktidar olmadığını, mecliste grubu bulunan siyasi partiler olmadığını biliyoruz. Çiftçimizin de, esnafımızda, adına örgütlenmiş üst birliklerin maalesef Ankara’da milletin önceliklerini, bu yaşanan sıkıntıları ifade etmek yerine oturdukları koltukları mülkiyetleri haline geldiğini düşünerek kendi özgürlüklerini düşündüklerini görüyoruz. Ne çiftçimizin, esnafımızın, tüccarımızın dar gelirlimizin Ankara’da gündem haline gelmediğini biliyoruz. İşte açık yüreklilikle söylüyorum bu sistemi düzeltmediğimiz müddetçe enflasyon çift haneli noktaya çıktığı, işsizliğin fiilen %20 düzeyinde olduğu bu sıkıntılarımızın daha da derinleşeceği ortada. İşte bu yerel seçimleri bu inançla, bu şuurla, bu duygularla değerlendirerek her noktada insanlarımızı kendi iradesini emanet edeceği iki tane ölçüye bakması gerekmektedir. Biris; bu ülkenin beytul malı, bu ülkenin kaynakları, Kütahya’mızın, Simav’ımızın kaynakları ehil insanlara teslim ediyor muyuz? İkincisi, namuslu insanlara teslim ediyor muyuz? Kamu malını namusu gibi bilecek insanlara teslim ediyor muyuz, bunlara bakmak mecburiyetindeyiz. Seçimin önünde özelleştirmeler yapıldı. Kütahya’mız daki şeker fabrikası çok önce özelleştirildi. En yakında Afyon Şeker Fabrikası özelleştirildi. Türkiye’de ki maalesef devletin elinde kalmış son stratejik kurumlarının da bir takım yandaşlara pazarlandığını maalesef görüyoruz. Gıda güvenliğinin milli güvenliğinin önemli bir parçası haline geldiği günümüzde son önemli stratejik kurumları da elden çıkarıldı. Milletimizi, yalan yanlış ifadelerle sesinin çıkartılması önüne geçilmek için yapısal önlemler alındı. Ziraat Odaları gibi odaların sesleri kesildi. İşte bugün sesinizi yükseltmenin günüdür. Büyütüp okuttuğunuz bu ülkenin evlatları fırsat eşitliğine sahip değil. Sınavlar açılıyor maalesef parti devletine dönüşmüş bu sistemde bu ülkenin yetişmiş genci şunu söyleyemiyor ‘Ben gözyaşı akıttım, ben alın terimi akıttım, bu sınavlarda başarılı oldum benim hakkımı bir Allah’ın kulu yiyemez’ diyemiyor. Liyakatten daha önce parti kanalıyla insanların haklarının yendiğine şahit oluyoruz. İşte itirazımız bunadır” dedi.
DP Genel Başkanı konuşmasının sonunda Simav Belediye Başkan Adayı Kasım Karahan’ı açıklayarak yanına çağırdı. DP Simav Belediye Başkan adayı Kasım Karahan ise, “2009 yerel seçimlerinde aday olduğumuzda tarih 13 Şubat’tı. Simav’da en geç adaylığını açıklayan Demokrat Parti idi. Şimdi yine bu dönemde böyle oldu. En son biz açıkladık. Şu anda 6 başkan adayı var ilçemizde herkese başarılar diliyorum. Cenabı Allah nasip etti 5 yıl bu ilçeye hizmet ettim. Hakkımda bugüne kadar görev yapan belediye başkanları dâhil, 5 kuruşluk bir hesap sorulamayan, 5 kuruşluk şuraya yedirdi, buraya yedirdi denilemeyen, ahlaken çalışanlarının ahlakından sorumlu hiçbir soru söylenmeyen, hiçbir şaibe olmayan bir yönetim sergiledik. Bize oy veren Simavlı hemşerilerimin, Demokrat Partili hemşerilerimin başının önüne eğdirmedim. Her gittikleri yerlerde Allah razı olsun, ne güzel başkanlık yaptı. Dürüst, ahlaklı bunun gibi başkan görmedik dediler. İşte bu düstur, bu gayeyle de aday olduk” dedi.
Aday tanıtım programı Kütahya ve ilçelerinin belediye başkan adaylarının toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. *Haber: K. Yalçın

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

JANDARMADAN BAŞARILI OPERASYON
JANDARMADAN BAŞARILI OPERASYON

Simav’da esrar kullanmak ve tarihi eser kaçaklığı yapmak sucundan iki kişi gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre, Simav İlçe Jandarma

BİÇER; “KONUŞAN SİMAV, ÖZLEMİMDİ”
BİÇER; “KONUŞAN SİMAV, ÖZLEMİMDİ”

Belediye Başkanı Adil Biçer, düzenli olarak gerçekleştirdiği vatandaş ve esnaf ziyaretlerinden birisini daha geride bıraktı. Çalışma

KYK YURDUNDA KAYIT HAREKETLİLİĞİ
KYK YURDUNDA KAYIT HAREKETLİLİĞİ

Eğitim ve öğretim döneminin ilk 3 haftası Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurumlarda geride kalırken, YÖK’e bağlı eğitim