JEOTERMALLE ISINMADA YAŞANAN SORUNLAR

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » JEOTERMALLE ISINMADA YAŞANAN SORUNLAR
Paylaş
Tarih : 12 Şubat 2020 - 12:38

Kimi başkan seçimlerde yeni aboneler için jeotermal umudu, kimi başkan seçim sonrasında verdiği sözleri tutan, kimi başkan ‘Jeotermalin gitmediği yer kalmayacak’ iddialarının sahibi, kimi başkan da en yükseğe kadar jeotermal gidecek vaatlerinin gerçekleştiren oldu.
***
Ne bir muhalefet partisi, ne bir sivil toplum kuruluşu ne de resmi bir kurum, “Bu araba bu yükü taşımaz” ya da “Bu enerji bu kadar aboneyi ısıtmaz, ısınanlar da zarar görür” demedi.
Ama yaklaşık 30 yıldır Simav’ın hayatının parçası olan jeotermali geçmişten geleceğe taşıma adına gereken bilimsel çalışmalar da gerçekleşmedi.
Bir sabah kalktığımızda Zorlu’nun jeotermal havzamızda söz sahibi olduğunu öğrendik.
Durum böyle olunca “Eynal’a yatırım yapmak isteyenlere kapımız açıktır” sözlerimiz hep havada kaldı.
2000’li yılların başından itibaren ise jeotermal enerjiden elektrik üretme hayalimiz bir dizi girişim, inceleme ve yurt dışı gezilerin ardından hayal olarak kaldı.
Şimdi ise ısıtamadığımız Simav’ı ısıtma çareleri arıyoruz.
***
Belediye Başkanı Adil Biçer, bana göre jeotermal alandaki acı gerçeği açıkça dillendiren ilk başkan oldu.
Biçer, Ocak ayı Mahalle Muhtarları Toplantısında jeotermalle ilgili gerçeği açıklarken, “Kuyulardaki su seviyesi aşağılara düştü, yeterli enerjiyi sağlayamıyor, abonelere de yeterli ısıyı veremiyoruz. Bunun için mutlaka Eynal-Simav ana hattını yenilemek, en az bir tane derin kuyu sondajı yapmak gerek. Bunların bedeli de en az 10 milyon TL” demişti.
***
Şubat ayının geçtiğimiz Ocak ayından bir farkı yok.
Bu kez Eynal bölgesindeki jeotermal havzamızda yer alan EJ-7 kuyusunda incelemede bulunup, satın alınan pompayla 150 metre derinlikten saniyede 50 litre sıcak su hedefleyen başkan şu açıklamayı yapıyor; “Son Yıllarda Havaların Kurak Gitmesi, Jeotermal Kuyularımızda Su Seviyelerinin ve Kuyu Basınçlarının Düşmesi Sebebiyle Jeotermal Kuyularımız Artezyenik Üretim Yapamaz Hale Geldi. Bu Sebeple Kuyularımızda Artık Pompalı Üretime Geçmek Gerekmiştir. Verimliliğin Artırılması ve İyileştirme Çalışmaları Kapsamında Ekim Ayında Yaptığımız İhale Sonucunda 245.000 TL Karşılığında Sözleşmesini İmzaladığımız Pompamız Montaj Aşamasına Geldi ve Montaja Başlandı. 50 L/sn. Üretim Kapasitesine Sahip Pompamızın Devreye Alınması Planlanmaktadır.”
***
Bana göre bu açıklama kanayan yaraya pansumandır.
Ocak ayında yeni hat ve derin kuyu ihtiyacını adeta “Kral Çıplak” misali açıklayan başkan Biçer, günümüzde parasızlık ve zamansızlık nedeniyle bunu gerçekleştirmesi imkansız olduğu için yarayı pansuman ederek zaman kazanmak istemektedir.
***
Bir başka acı ama yalın gerçek ise yaşanan kış koşullarıdır.
Eldeki enerjiyle mevcut abonenin ısıtılması mümkün olmaz hale gelinmişken,
Gece ile gündüz arasında en az 20 derece ısı farkı yaşanırken,
Yaşlanan şebeke coğrafi koşullar nedeniyle alarm verirken jeotermalle eskisi gibi ısınmanın mümkün olmadığı acı bir gerçektir.
Artık oda ısındı, hava alalım diyerek kapıları, pencereleri açma devri,
Ev içinde bluzla, atletle dolaşma vakti çoktan sona erdi!
***
Peki ne yapılmalı?
Öncelikle yer altından jeotermal olarak aldığımız enerji kaynaklarını beslemeliyiz.
Nasıl ki, bir kahvenin çay ocağındaki su yedeğinde, bir başka deyişle çaydanlığımızın alt bölümündeki haznede su eksildiğinde su ilave ediyorsak, jeotermal kaynaklardan aldığımız enerjinin yerine su desteği sağlamalıyız.
Bunun adı da “Re-Enjekte”.
Dünyada jeotermal kaynaklarının kullanımında öncelikli olan Re-Enjekte şartıdır.
Simav’da ise bu şart, 10 bin dolayındaki abonenin, yüzlerce dekar sera alanının ısıtılmasının sürdürülebilmesi için en önemli şarttır.
Ayrıca bir zamanlar haritalarda yer alan ve kurutarak yok edilen Simav Gölü, en azından çukur bölümleriyle tekrar göl haline getirilerek jeotermal havzası için taban suyu olmalı bu şekilde aynı zamanda ilçenin ekonomik gelir kaynaklarından birisi Simav kestanesinin ihtiyacı olan nem sağlanabilecektir.
Bunu ben değil uzmanlar yıllar öncesinden bugüne kadar hep açıklamıştır.
***
Sıcak günlere kavuşmak ümidiyle esen kalın

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 339

”20 AY ASKERLİK GİBİ” Tam 20 ay ya da yaklaşık 610 gün.. Ne çileler çektik, ne tehlikeler atlattık. Kimisi nezle ile gribi, kimisi Koronavirüsle

KORONA GÜNLERİMİZ 338

”Kafalar karışık..” Pandemiyle mücadele sürerken bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları da aylardır

KORONA GÜNLERİMİZ 337

”Aşı Olmak – Olmamak” İçinde bulunduğumuz Koronavirüsle mücadele sürecinde her türlü sosyal ve kültürel etkinliklerin pandemi kuralları