KORONA GÜNLERİMİZ-11

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ-11
Paylaş
Tarih : 28 Nisan 2020 - 12:17

“Rehavete kapılmayalım!”
Yazılarımda bazen Korona, bazen Korona Virüsü, bazen Kovit-19, bazen de Covid-19 şeklinde yazdığım için zaman zaman kafası karışan okuyucularım olabilir.
Ama sözün özünün “Küresel salgın” olduğunu herkes biliyor.
İnsandan insana geçen, genellikle insanların taşıyıcı olduğu Kovid-19 mikrobunun dünyanın neresinde insan yaşıyor oraya başka yerlerden birileri gidiyorsa virüsün bulaşma olasılığı var.
Ama virüsün yayılmasında çok kalabalık ortamların daha kalabalık kurbanları oluşturduğu da bir gerçek.
Bu açıdan şahsen ben, Türkiye’deki Korona Virüs vakalarının temelinde Umreden dönenlerin, virüsle mücadelenin başlatıldığı tarihlerde ilk Cuma gününde camilere Cuma namazına davetlerin olduğuna inanıyorum. Din konusundaki uygulamaların ülkemizdeki en yetkili makamının herkesi Cuma Namazına davet edip ertesi hafta Cuma günü için ise, yaşanan bu olağanüstü durum dikkate alındığında cami ve mescitlerde namazların cemaatle kılınmaya devam edilmesi durumunda virüsün yayılma riskinin artabileceğine dikkati çekilerek şu açıklamada bulunulmuştu; “Bu itibarla temel gayelerinden biri de insan hayatını korumak olan İslam dini, insanların hayatını tehlikeye atacak uygulamalara asla cevaz vermez. Nitekim Peygamber Efendimiz, ‘Bir yerde veba hastalığı çıktığını duyarsanız oraya girmeyin, bulunduğunuz yerde veba hastalığı çıkarsa o bölgeden de ayrılmayınız.’ buyurarak karantina uygulamasına dikkat çekmiş, ‘Bulaşıcı hastalık taşıyan kişi, sağlam kişinin yanına gitmesin.’ buyurarak salgın hastalıklara karşı tedbirli olma-nın gereğini vurgulamıştır” demişti.
Ne oldu da bir haftada herşey değişti.
Bir hafta önce Cuma Namazına çağrı yap, bir hafta sonra da Peygamberimizin salgın hastalıkla ilgili sözlerini hatırlatarak camileri tümden ibadete kapat.
Hükümet o tarihten itibaren gerçekten sıkı ve disipline edilmiş bir mücadele ile küresel salgınla savaşını her geçen gün daha da güçlenerek sürdürdü.
83 milyona yaklaşan koskoca bir ülkede küresel salgınla savaşmak kolay değil.
Her ne kadar İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’yu küresel salgına tam feda ederken istifanın saraydan dönmesi bence de yerinde bir karardı.
***
Siyaset satranç oyunu gibidir.
Rakipler ilk kez karşılıklı olarak bir araya gelse de her iki rakip mutlaka birbiriyle ilgili bilgilere, karşılıklı taktiklere ve oyunlara sahiptir.
Sayın Soylu’nun “İstifa” kararı da satrançtaki bir oyun hamlesi gibi görülse de bu ülkeye farklı bir “İçişleri Bakanı” portresi çizerek PKK’ya meydan okuyan, bayramlarda 100’lerce vatandaşımızın ölümüne neden olan “Trafik Terörü”ne karşı eş zamanlı operasyonlar başlatan, bu ülkede her zaman insandan çok daha değerli olarak gösterilen arabalara inat “Öncelik yayanın” kuralını bir karar olarak uygulatan,
Tavuk kadar bile değeri olmayan insanlarımıza trafikte öncelikler getiren Sayın Soylu değil mi?
Ya uyuşturucuyla mücadelede kat ettiği yol, aldığı başarılara ne demeli?
Bu arada muhalefete karşı zaman zaman sert açıklamalarıyla gündem oluşturarak Saray’ın koltuklarını kabartan da yine o değil mi?
Ama yaptıklarını tek tek sıralarsak inanın bu ülke insanı ve Türkiye bu işten en kârlı çıkanlardır.
***
Tekrar Korona Virüsüyle mücadeleye dönecek olursak Sağlık Bakanlığının her akşam açıkladığı günlük raporlar çok uzaklardan gelen güzel bir şarkının nağmeleri gibi.
Aslında “Evde Kal” kuralına baştan tam olarak uysaydık, hayatın gerçekten eve sığacağını kabullenseydik belkide bu günlerde bu sokağa çıkma yasakları olmayacaktı.
Ekonomik sıkıntı içine giren lokantacılarımız, berberlerimiz, kuaförlerimiz, işini kaybedenlerimiz ve daha birçok meslek gurubu zaten inişe geçmiş ekonomiye rağmen mücadelesini sürdürecek bu kadar da dibe batmayacaktı.
***
Ama hem günlük raporlar hem de tam net olmamakla birlikte Bilim Kurulu üyelerin Korona virüsünün Türkiye’deki seyrine ilişkin sevindirici haberler ve beklentileri vatandaşlarımızı biraz rehavete sürüklüyor gibi.
Hâlbuki biraz işin başında gibiyiz. Ama Koronadan biraz daha güçlü hale geliyoruz.
Başta da dediğim gibi rehavete kapılmayalım.
Çünkü rehavet; virüse karşı güçsüz kalmak, virüse teslim olmaktır.
Korona da güçsüzleri, düşüncesizleri, tedbirsizleri, kuralsızları teslim almıyor mu?
***
Kendinize iyi bakın, rehavete kapılmayın. Hayat evde güzel, hayat eve sığar.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 339

”20 AY ASKERLİK GİBİ” Tam 20 ay ya da yaklaşık 610 gün.. Ne çileler çektik, ne tehlikeler atlattık. Kimisi nezle ile gribi, kimisi Koronavirüsle

KORONA GÜNLERİMİZ 338

”Kafalar karışık..” Pandemiyle mücadele sürerken bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları da aylardır

KORONA GÜNLERİMİZ 337

”Aşı Olmak – Olmamak” İçinde bulunduğumuz Koronavirüsle mücadele sürecinde her türlü sosyal ve kültürel etkinliklerin pandemi kuralları