KORONA GÜNLERİMİZ 139

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 139
Paylaş
Tarih : 25 Kasım 2020 - 12:18

“Tarihimizin Şahidi 65’likler”

Bilindiği gibi dünyanın diğer ülkeleri gibi Türkiye’nin Koronavirüs mücadelesi de her gün yaşanan gelişmelere bağlı olarak kesintisiz devam ediyor.
11 Marttan günümüze salgının seyir durumuna ve günlük hedeflere bağlı kalınarak ülkemizin tüm sağlık kuruluşlarıyla verilen mücadelede ikinci normalleşmenin ardından ipin ucunun kaçtığı bir gerçek.
Kurban bayramı, sahil kentlerinde tatiller, yurt dışından gelen turistlere hizmetler, bana göre ipin ucunun kaçmasındaki en büyük etkenler oldu.
Bir ülkenin valilerinin, kaymakamlarının ise görev yaptıkları sorumluluk alanlarında yanlarına polis, jandarma ve zabıtayı alarak Koronavirüs denetimleri gerçekleştirmesi, bu denetimleri yaparken de esnafından çiftçisine, araç sürücülerine, uyuşturucu ticaretinin önüne geçilmesine ve günlük yaşamın disipline edilmesine ilişkin mücadelede bulunması sanırım tam anlamıyla etkili olmadı.
İnsanlarımız hala maskeyi tam istenildiği gibi takmazsa, sosyal mesafe kuralını uygulamazsa hijyenine önem vermezse demek ki tek taraflı olarak küresel salgında başarı beklemek biraz zor.
Kaldı ki virüsle mücadelede kurallara uyulmaması, yazılan tutanaklarda belirtilen cezaların vatandaştan tahsilatında “Af edilebilir” umudunun yaşanması Koronavirüsle ilgili yasak ve kısıtlamaları da etkisizleştiriyor.
***
Son günlerin Koronavirüste kırılan Nisan rekorlarının ölüm, vaka, ağır hasta, test alanlarında yeni rekorların kırılmasına yol açması ise geçtiğimiz hafta sonu uygulamaya konulan yeni kısıtlamaların zar-zor anlaşıldığı, anlayanların bile anlamayanlara anlatamadığı kısıtlamalı günlerde bekleneni veremeyeceği kanısındayım.
Cumartesi akşamı başlayacak kısıtlamalara yurt genelinde vatandaşların önemli bir bölümünün Cumartesi sabahından uygulamaya başlaması ise ‘Karmaşık’ bir kısıtlama kararlarının başarıyı beklendiği gibi getirmeyeceğini düşünüyorum.
Bunu zaman içinde elbette günlük test, vaka, ağır hasta ve can kaybı sayılarıyla daha iyi göreceğiz.
***
Simav merkez, köy ve beldelerinde yaklaşık 800 kişinin koronavirüse bağlı olarak gözetim, tedavi ya da karantina altında olduğu söyleniyor.
Görüldüğü gibi fısıltı gazetesinin yaydığı bu haber, ülkemizde olduğu gibi ilçemizde de koronavirüs vakaları konusunda uygulanan sansür nedeniyle olduğu muhakkak.
İnsanlar artık meraklarını yapılan anonslardan, camilerden verilen salalardan sonra ismi geçen kişilerin yakınlarına sorarak, telefonla arayarak öğrenebiliyor.
Bu merakın giderilmesinde en doğru bilgi ise sosyal medya sayfalarında hayatını kaybeden kişilerin fotoğraflı haberleri.
İşte o zaman da kişinin adeta ruhunda var olan ikinci merak başlıyor; “Acaba Koronavirüsten mi öldü?”.
***
Gelelim anlaşılması güç son kısıtlama kararlarının bahtsız ve şanssız aktörleri 65 yaş üstü vatandaşlarımıza.
65 yaşına ulaştığı ya da 65 yaş üstü guruba girdiği için bankaların kredi taleplerini kabul etmediği, bazı konular çerçevesinde mahkemelerde şahitliği bile kabul olmayan; Türkiye’nin son 60-70 yılının şahidi bu hayat yüklü insanlarımız, 11 Martta başlatılan koronavirüs mücadele günlerinin her kısıtlamasında mağdur olan, adeta hapis hayatı yaşayan büyüklerimiz.
Yerine göre onları taşıyıcı veya virüse yakalanan insanlardan korumak için günlük hayatlarının kısıtlandığını kabul etmemiz istense de yaşanmış tarihin birer noteri olan bu büyüklerimizin serzenişlerine de kayıtsız kalınmamalı.
Çünkü onlar her haliyle, yaşadıklarıyla değeri, saygıyı, sevgiyi hak eden insanlar.
***
Neden mi?
Bu yaş gurubunun çoğunluğu İkinci Dünya Savaşının son yıllarında ya da o savaşın Türkiye’deki yokluklarında, çaresizliklerinde, devletin aldığı tedbirlerin yaşandığı günlerde doğdu.
Bazılarının babası Kore’ye asker olarak gidenler olması yanı sıra eğer kapatılmasaydı Türkiye’ye çağlar atlatacak Köy Enstitülerinin sonunu görenlerdi.
Zaman zaman geriye dönük konuşulduğunda Simav’ın bile adının geçtiği İstanbul-Beyoğlu 6-7 Eylül olaylarını gören ve yaşayan bu yaş gurubu bugün ülkemizin kalkınmasına bile etkileyen faktörlerden biri olarak kabul edilen askeri darbelerden 27 Mayıs, 1960 ihtilâllerini, 12 Eylül’ü, ülkenin sağcı-solcu bölünmüşlüğünü, İstanbul Taksim 1 Mayıs katliamını görenlerden, yaşayanlardan oldular.
Bugün Simav’da da onlarca hemşerimizin katıldığı Kıbrıs Barış Harekatını, Anavatan Partisi’nin kuruluşunu, yıllar sonra tek başına iktidar oluşunu, Abdi İpekçi’nin, Uğur Mumcu’nun, Nihat Erim’in öldürülüş günlerini yaşarken Susurluk Skandalı’nı unutmazlarken, binlerce insanımızın hayatını kaybettiği Gediz, Varta, Lice, Çaldıran, Erzurum, Marmara, Düzce, Simav, Van, Elazığ ve son olarak büyük İzmir Depreminin sarsıntılarını, yitirdiğimiz canların acılarını yüreklerinde hissettiler. Afganistan, Irak Savaşları gibi Suriye’deki bitmeyen savaşı, bitmeyen PKK terörüyle şehit acılarını kederle yaşamayı sürdürdüler.
İşte bu 65 yaş üstü vatandaşlarımız esnaf, memur, işçi, çiftçi olarak uzun bir ömrü geride bırakıp hayatlarının sonbaharını kendilerince güzel güzel yaşarlarken şimdi de Koronavirüs salgını nedeniyle hayatları ilk kısıtlananlar, evlerine adeta hapsedilenlerden oldu.
Bilim Kurulu tavsiyelerinin uygulamaya konulmasında hep ilk önce onlar için kararlar alındı.
Her şeyi gören, yaşayan, hatta yaşatan bu insanlar, büyüklerimizin dediği gibi doğru dürüst bir ‘gün yüzü’ göremediler, göremiyorlar.
***
Sözün özü; 65 yaş üstü insanlarımız bana göre Türkiye nüfusunun bir parçası olma yanında “TARİHİMİZİN ŞAHİTLERİDİR”.
Lütfen hak ettiği değerleri gösteriniz..

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 311

”Mehmet Dündar Kamer” Mart 2020’den bu yana içinde olduğumuz Koronavirüse karşı mücadele sürecinde tam 311 köşe yazısını sizler

KORONA GÜNLERİMİZ 310

”2 SAVAŞ DA DEVAM EDİYOR” Türkiye’nin sorunları her gün büyüyen bir yumak haline gelirken Koronavirüsle mücadele de devam ediyor. Ama

KORONA GÜNLERİMİZ 309

”İşler sarpa sarıyor” Gözle göremediğimiz, elle tutamadığımız Koronavirüs sanki gelişmiş bir laboratuarda üretilmiş gibi her ortama