KORONA GÜNLERİMİZ 148

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 148
Paylaş
Tarih : 18 Aralık 2020 - 12:36

Koronavirüsle mücadelemizin ilk aylarını hatırlıyor musunuz? Hani hafiften ciddiye aldığımız, maske, mesafe ve hijyen kuralları için gülümsediğimiz.
Hatta bu kuralları hiçe sayıp takmadığımız, ‘Aman daha neler’ ‘Korona bana bir şey yapmaz’ ‘Ben Koronadan korkmuyorum’ gibi umursamaz tavır ve davranışlar içinde olduğumuz zamanlar..
Şimdi ise 9 ayı geride bırakıp 10.aya geldik.
Önceleri kalabalık bir topluluk iken kaybettiklerimizi, hasta olanlarımızı pek umursamazdık.
Bakanlığın Türkuaz tabloda da bugünkü veriler ve içerikler dışında duyurduğu rakamlar da bizleri pek endişelendirmezdi.
Ya şimdi?
Şimdi ortalık toz duman.
Nisan ayının kırmızıya dönem Türkiye’si şimdi koronavirüs haritasında adeta kıpkırmızı!
***
Doç. Dr. İsmail Karakuyu Simav Devlet Hastanesi bugünlerde tarihi günlerini yaşıyor.
Koronavirüs salgını nedeniyle yoğun bakım doluluğuyla birlikte, servis doluluğunu da yaşatıyor.
Virüs kurbanlarının durumu ağırlaşınca boş yatak durumu uygun olan hastanelere karşılıklı kabullerden sonra sevk ediliyor.
Bilemiyoruz hastanelerde, evlerde, Simav’da, Simav dışında kaç kişinin, kimlerin koronavirüs tedavisi gördüğünü, kimlerin plazmaya ihtiyacı olduğunu,
Kimlerin yoğun bakımda, kimlerin entübe durumunda olduğunu.
Hatta kimlerin de bulaş riski nedeniyle evlerinde karantinaya alındığını.
Yine bilemiyoruz evlerinde kaç kişinin karantinada olup da kaç kişinin günlük doktor kontrollerinin yapıldığını.
En kötüsü de ne biliyor musunuz, Koronavirüse yakalanıp da verilen tıbbi tedavilere ve mücadelelere teslim olup hayattan kaç kişinin Simav’da toprağa verildiği.
Burada şunu da ayırmakta yarar var; elbette koronavirüse bağlı ölümlerde tedbirler kapsamında defin işlemleri yapılıyor.
Ama başka nedenlerden yani koronavirüs dışındaki nedenlerden hayatını kaybedenler de tedbirler çerçevesinde kısıtlamalarla kimler defnediliyor.
Durum böyle olunca ortada koca bir soru işareti, “Acaba Koronadan mı öldü?” demeden de kendimizi alamıyoruz.
***
2020 yılının ilk başlarını hatırlarsanız Simav merkez, köy ve kasabalarında önceki yıllara göre ölüm sayıları da ölüm oranları da artış göstermiş, “Simav adeta ölüler şehri oldu” başlığıyla haber yapmıştım.
Ne yazık ki bu durum koronavirüs salgınıyla yavaş yavaş gerçeğe dönüşüyor.
Sosyal medya hesapları, telefonlar da olmasa, camilerden salalar verilmese, belediyeden vefat anonsları ve tedbir uyarıları yapılmasa hayatını kaybedenleri de bilmeyeceğiz.
***
En önemlisi ve en kahredicisi de ne biliyor musunuz?
Kanıksamamız!
Yani; günde 3-5 cenaze anonsunun yapıldığı, 3-5 salanın verildiği Simav’da ölümleri kanıksamamız, sıradan bir olay gibi algılayıp, sadece “Kim ölmüş?” dediğimiz şu şehirde belkide yakında kim bilir hazır mezar hazırlıklarına da geçmezsek şaşırmayın.
***
Bir zamanlar Abdullah Okutan vardı. Almanya’dan tasını tarağını toplayıp gelen ve biraz Almanya şartlarında dondurmacılık, tostçuluk yapmaya başlayan, yanında da Simavlı hemşerilerine iş verip onlara meslek ve aş olan Okutan’ın en önemli çıraklarından birisi olan Ali Altıntop’u korona virüsünden kaybettik.
Daha 15-16 gün önce var olan hayatının önemli bir bölümünü Simav Orman İşletmesinde geçirerek emekli olan, son 3 dönemdir de Esenevler Mahallesine muhtar olarak hizmet veren Altıntop, yakalandığı amansız koronavirüs salgınında 2 haftada yok olup gitti.
Sahip olduğu her şeyi dişiyle, tırnağıyla kazıyarak bugünlere gelen ve çocukları için gelecek mücadelesini sürdüren Altıntop’un yine koronavirüse teslim olduğunu öğrendiğimiz, yaşam mücadelesini yenik tamamlayan, öğretmenim, müdürüm Mustafa Çakan’dan ne farkı var!
Hayat yolculuğunda hiçbir zaman çizgisinden sapmayan, gençlik yıllarımın yakışıklı ağabeyi, Üniversite Sınavlarının İlk Türkiye Şampiyonu’nu yetiştiren de amansız salgın nedeniyle göç edip giderken, Mustafa Çakan için yapılan anonslarda insanların “Vah vah! O da mı öldü?” deyişleri inanın insanları kahrediyor.
***
Şimdi güzel ülkem 31 Aralık tarihine kadar yürürlükte olan hafta içi akşamları, hafta sonları da gündüz ve akşamları şeklindeki koronavirüs kısıtlamalarına eklenen 4 günlük tam kapanmaya hazırlanıyor.
Yeter mi? Yetmez!
Çünkü Türkiye’nin kısmi değil tam kapanmaya, çok sıkı denetime ihtiyacı var.
Hayatın gittikçe zorlaştığı, her gün aslı varsa 200’den fazla insanın 81 il, 922 ilçe, 386 belde ve 18 bin 294 köyün tamamında koronavirüsten hayatını kaybettiğine dikkat çekilirse biliniz ki, Simav’da 30-40 kişinin yaşadığı köyleri de göz önüne alırsak her gün birkaç köyümüz kadar insanımızı kaybediyoruz.
***
Onun için diyorum ki, kanıksamayı bırakın, kurallara uyun artık!
Kanıksadıklarımız insan!
İnsan ki geri dönülmez bir yolculukla aramızdan ayrılıyorlar.
Annemiz, babamız, dedemiz, ninemiz, kızımız, oğlumuz, torunlarımız, teyzelerimiz, dayılarımız, halalarımız, gelinlerimiz, damatlarımız ve komşularımız!

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 303

”Gelen gün, giden günü aratıyor” Koronavirüs salgınıyla ilgili bugüne kadar pandemiyi çeşitli boyutlarıyla ele aldım.Ama bugüne kadar

KORONA GÜNLERİMİZ 302

”Hatırlatma Dozu” Koronavirüse karşı yurt genelinde aşı çalışmaları aşı karşıtlarına rağmen devam ederken, 1 ve 2.doz aşılarını

KORONA GÜNLERİMİZ 301

”Nereden nereye..” Türkiye’nin koronavirüsle mücadelesi artık ülkemizin toplumsal mücadelesi oldu.Hangi şehre gitseniz o şehrin öncelikli