KORONA GÜNLERİMİZ 152

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 152
Paylaş
Tarih : 24 Aralık 2020 - 11:59

“Ölen ölür, kalan sağlar bizim mi?”
Koronavirüsle mücadele günlerimiz için bu sözü asla kabul etmiyorum.
Bu söz kaderciliği, umutsuzluğu, hayattan zevk almamayı, yarınlar için hedefler koymamayı çağrıştırıyor.
Hâlbuki en umutsuz olduğumuz anda bile çok umutlu, en korktuğumuz zamanda da korkusuz olmalıyız.
Zaman zaman “Mücadele” adını verdiğimiz koronavirüse karşı koyuşumuza zaman zaman da “Koronavirüsle Savaş” dediğimizi unutmamalıyız.
Savaş dediğimiz ise Türk Milleti için yabancı olmayan acı bir gerçek değil mi?
Arabistan’dan Çanakkale’ye, Balkanlardan Anadolu topraklarına varıncaya kadar kanla ve canla savunduğumuz, bugün bizlere efelik taslayan bir dizi Avrupa ülkesini def ettiğimiz unutulmamalı.
Yunanistan gibi bazı gafil ülkeler zaman zaman rüyalara dalıp, fallara bakıp kendilerini dev aynasında izlerken, her defasında hayallerinin kurbanı olduklarını Türk Milleti olarak bizler unutmadık, unutmuyoruz.
Koçkoca denizde sanki bir kovada fırtına oluşturduklarının farkında bile olmayan bu güvensizlik timsalleri de şu sıralar Koronavirüs mesaisinde zamanı geçirirken Türkiye olarak koronavirüsle savaşımızdan galip çıkmanın yolu elbette maske, hijyen, sosyal mesafe kurallarına gerekirse evimizde bile uygulamaya başlamaktan geçtiği muhakkaktır.
***
Tüm bunları yaşarken 11 Mart tarihinde başlanan pandemiyle mücadelenin ilk haftalarında adeta “Kahraman” olarak ilan ettiğimiz Sayın Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya bugünlerde güvensizlik oluştuğunu iddia edenleri de dikkate almakta yarar var.
Altın ve doların yükselip inişi gibi bir değerlenip bir değersiz gibi gösterilen Sayın Koca, elbette bir tıp üyesi olduğu gibi, Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” şeklindeki ünlü sözü gibi Hipokrat yemini etmiş bir tıp mensubudur ki, bir doktorun hayatında yapılmayacağı en önemli davranış yalandan uzak durmasıdır.
Elbette tek yetkili ya da tek adam olmadığı, üstü de olduğu için iddia edilen acı gerçekleri ifade edemiyor olabilir.
Ama bir başka önemli söz olan “Dere geçerken at değiştirilmez” gerçeğinden yola çıkarak sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca’nın yanında olmak zorundayız.
***
Koronavirüs günlerimize ilişkin 152.yazımı yazarken hatta geçmiş yazılarımda da belirttiğim gibi şu dönemde akıl sağlığımızda, davranış, düşünce ve eylemlerimizde sorunların artığı da bir gerçek.
Devam eden bu gerçekle ilgili gazetelerin üçüncü sayfa haberleri, bir takım medyanın Türkiye’nin gerçeklerinden çok Türk halkına yakışmayan adliyelik, polislik haberlere yoğunlaşması gerçek gündemin arkası değil mi?
Akli dengesi yerinde olanların bile her gün farklı farklı boyutlarda deliler gibi üçüncü sayfa haberlerinde yer alması öylesine olağan ve kanıksanmış bir hale geldi ki Samsun Ruh Sağlığı Hastanesi’nde Bipolar bozukluğu olan kadın hastanın, şizofreni teşhisiyle yatan kadın hastayı yastıkla boğarak öldürmesi Koronavirüs günlerimizde öne çıkan yeni ve farklı bir haber olarak dikkat çekti.
Bu da bir başka açıdan göstermektedir ki, boşanma ve icra davalarının zirve yaptığı ülkemizde pandemi nedeniyle yeni ve farklı olaylarla karşılaşırsak hiç de şaşırmamak gerek.
***
Bugünün son paragrafını sanki her biri zırhla kaplı turistlere ayırmak istiyorum.
Biliyorsunuz, içinde bulunduğumuz Aralık ayında 3 farklı kısıtlama uygulamasıyla karşı karşıyayız.
Birincisi; hafta içi akşamları uygulanan sokağa çıkma kısıtlaması,
İkincisi; hafta sonları Cuma akşamı başlayıp Pazartesi sabahı saat 05.00’de sona eren sokağa çıkma yasağı.
Üçüncüsü ise Yılbaşı tatili ile hafta sonu tatilinin birleştirilip 4 gece 3 gündüz sokağa çıkma yasağı yani tam kapanma uygulaması.
İşte bu 3 farklı kısıtlama uygulamasının tek özgün insanları ise turistler.
Ülke insanlarımın parasıyla bile olsa rahat rahat gezemediği yerlerde hep onlar.
Müzelerde, saraylarda, camilerde, meydanlarda, hatta Galata Kulesinde bile onlar.
Sanki onlara Koronavirüs bulaşmıyor..
Sanki onlar Koronavirüsle anlaşma yapmış..
Sanki onların her biri tepeden tırnağa zırhla kaplı.
Halbuki koronavirüsün de taraf tutmadığını, insan ayırmadığını, önüne geleni götürüp gittiğini söylemişlerdi.
Yalan mıydı?

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 309

”İşler sarpa sarıyor” Gözle göremediğimiz, elle tutamadığımız Koronavirüs sanki gelişmiş bir laboratuarda üretilmiş gibi her ortama

KORONA GÜNLERİMİZ 308

”Rakamlar çok acımasız!” 11 Mart 2020 tarihini koronavirüsle ilgili olarak Türkiye’nin mücadeleye geçtiği tarih olarak kabul edersek

KORONA GÜNLERİMİZ 306

”Bir bu eksikti!” Dünya ülkeleri gibi Türkiye olarak yaklaşık 18 aydır mücadele ettiğimiz küresel salgın Covid-19 salgınında birçok varyant