KORONA GÜNLERİMİZ 153

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 153
Paylaş
Tarih : 25 Aralık 2020 - 11:58

“Durum Vahim!”

Her sabah olduğu gibi bugünde kalkarak elinizi yüzünüzü yıkayıp ardından da kahvaltıyı yaparak işinize gittiniz değil mi?
Kim bilir sıradan bir emekli gibi günün ilk saatlerini televizyon kanallarının ilk haberlerini turlayarak, kiminiz işsizlikten her zamanki gibi “bugün nasıl geçer?” sorusunu kendinize sorarak öğleyi ettiniz.
Her şey dursa da midenizin zil sesine kulak vererek bir şekilde ya dışarıda ya da evinizde zilin sesini durdurarak günün ikinci yarısına geçtiniz.
Ama yine de zamanın zor geçtiği çalışanlar için olmasa da çalışmayanlar için bir gerçek.
Akşam olduğunda ise çalışanların da çalışmayanların da evlerine döndüğü gibi yine o zil sesinin gereğini yaparak “bir gün daha geçti” dediğinizi duyar gibiyim.
Her şey ne kadar yalın, ne kadar sıradan, ne kadar basit ve hızla akıyor değil mi?
***
Aslında hiç de öyle değil.
Anlatmaya çalıştığım ve anlatacağım; bir plağın iki ayrı yüzü.
Birinci bölümde yazdığım gibi ilk bölüm sıradan bir günlük hayatın monotonluğuydu.
Bunun içinde sıradan insanların günlük yaşamı dışında, yalnız yaşayanın, yatağa bağımlının, hastane odasında şifa arayanın, gözleri görmeyenin, kulağı duymayanın, diliyle sözleri ifade edemeyenlerin hatta bunların hiç birinden haberi olmayanların günlük hayatını anlatmadım, onları katmadım.
Gerçek olan ise; Türkiye olarak 11 Mart 2020 tarihinden bu yana devam eden küresel salgın sürecinde yaşam mücadelesi verdiğimiz ve yaklaşık 10 aylık zamanı geride bırakmaya az kalınmasıdır.
Çünkü alt başlığımda da açıkça ifade ettiğim gibi “Durum vahim” dir.
***
İnsanlar endişe duydukları, korktukları, bir şeyleri ifade ettikleri için bazı resimlerden, fotoğraflardan, veri tablolarından korkarlar.
Geride bıraktığımız 9 aydan fazla bir sürede Türk halkının tereddütle incelediği, baktığı, bakamadığı ve beklide hiç sevmediği veri tablosu Türkuaz renkli Koronavirüsle Mücadele Tablosu oldu.
Her akşam saat 19.00 sularında ülkemize ve dünyamıza servis edilen bu tablo son günlerde gerçekten korkunç bir hal aldı gitti.
Önceleri günlük can kayıplarını takip ederken sonraları ‘Günlük Vaka Sayıları’nın 30 binlere ulaştığını görmek, öğrenmek hem kahredici hem de durumun vahim bir hal aldığının açık bir kanıtı değil mi?
Aralık ayında başlanan ve Yılbaşı yasaklarıyla birlikte 3 ayrı tipte ve işleyişte olacak sokak kısıtlamalarında günlük vaka sayılarının 30 binlerden 20 binlere düşmesine sevinmemiz gerektiği ifade edilmeye çalışılırken günlük can kayıplarının 250’liler dolayında olmasına ne demeli?
Örneğin 20 Aralık Pazar günü sokağa çıkamadığımız günde Türkuaz tabloda toplam 246 vatandaşımız küresel salgına (aslı varsa) can verirken aynı gün günlük vaka sayısının 20 bin 316 olarak gördük.
Bir gün sonrasının tablosunda ise günlük vaka sayısını 19 bin 103’lere gerilediğini görürken vefat sayısının ise bu kez 254’e yükseldiğini öğrendik.
Şimdi soruyorum; üzülelim mi can kayıplarının artışına, sevinelim mi günlük vaka sayılarının azalışına?
Elbette sokak kısıtlamalarının çok kısa bir süreçte toplumsal ve başarılı sonuçlar vermesi beklenemez ama ortada yitip giden canlar, hayatlar, hayaller, heyecanlar, mutluluklar, beklentiler, planlar, programlar, hedefler var.
Onlara ne olacak diyemiyorum. Çünkü kaybedilen canlarla birlikte onlarda toprak olup gidiyor.
***
Bir otobüs terminali düşünün.
Türkiye’nin her şehrine, binlerce ilçeye girip, çıkan ve şehirlerden, ilçelerden de yine aynı şekilde o bahsettiğim otobüs terminaline geri dönen otobüsleri.
İşte bu terminali İstanbul olarak varsayarsak Türkiye’nin mega kentinin adeta virüsün üreme ve dağılma merkezi olarak görebiliriz.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bahtsız başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da endişeleri bu yüzdendir.
Bu yüzdendir İstanbul’un ve belkide Türkiye’nin durumunun vahim olduğunu söylemesi.
“Vahim” sıfatının sözlük anlamı da adeta kendisi gibi vahim!
Google’nin verdiği cevaplar arasında ilk sırada yer alan yanıt; “sonu çok tehlikeli olan, kötü, ağır ve korkulu.”
***
Şimdi bir kez daha sormakta yarar var, “Sonumuz gerçekten çok mu tehlikeli, çok mu kötü ve çok mu korkulu?”

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 304

”Endişe, kapının önünde” Yine bu köşede 13 Nisan gününün koronavirüs verilerini paylaşırken ‘gelen gün giden günü aratıyor’

KORONA GÜNLERİMİZ 303

”Gelen gün, giden günü aratıyor” Koronavirüs salgınıyla ilgili bugüne kadar pandemiyi çeşitli boyutlarıyla ele aldım.Ama bugüne kadar

KORONA GÜNLERİMİZ 302

”Hatırlatma Dozu” Koronavirüse karşı yurt genelinde aşı çalışmaları aşı karşıtlarına rağmen devam ederken, 1 ve 2.doz aşılarını