KORONA GÜNLERİMİZ 157

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 157
Paylaş
Tarih : 05 Ocak 2021 - 12:23

Dünyanın yaşadığı en kötü yıllardan birisini geride bıraktık. Dünya genelinde yaklaşık 1 milyon 800 bin insanın COVID-19’a bağlı nedenlerden hayatını kaybettiği açıklanırken İngiltere’de mutasyona uğrayan Koronavirüs mikrobunun yeni dalga salgın oluşturması ise ülkeleri iyice tedirgin etti.
Türkiye’mizde de COVID-19 ve bağlı nedenlerle can kayıpları ise 20 bini çoktan geçerken, Kasım’da başlayıp yeni girdiğimiz 2021 yılının ilk 4 gününde uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasının olumlu veya olumsuz olduğu da yaklaşık 10 gün sonra vaka ve vefat sayılarından çok daha iyi anlaşılacak.
***
Türkiye’de koronavirüs mücadelesi kapsamında gerçekleştirilen son kısıtlamaların bana göre en büyük yararı hastanelerin yaşadığı yoğunluğu azaltmaya yaradı.
Günlük vaka sayılarının 30 binlerden önce 25 binlere ardından da 20 binlerin altına düşmesi can kayıplarında da benzer sayı azalmalarını peşinde getirdi.
Buna rağmen hastanelerin yoğunluğunu azaltma sürecinde her gün neredeyse 200 dolayında can kaybının yaşanması ise en az 3 bin dolayındaki vatandaşımızın sayısal düşüş döneminde hayatını kaybettiğini ortaya koydu.
Böylesine can kayıpları ve vaka sayılarının kısıtlamalar ve yasakların sürdürüldüğü bir dönemde yaşanması ise Türk insanının vurdumduymazlığını, yasaklara karşı aldırmaz tutumunu, kendi kişisel özgürlükleri nedeniyle ölümü bile önemsemediğini bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
Simav’da da farklı bir durum yaşanmadı.
Türkiye geneli ne ise Simav’da öyle oldu.
Günlük vaka sayılarında %100’lere varan artışlar kısıtlama sürecinde ancak %15-20’lere gerileyebildi.
Ama bu durumdan hem hastanemiz, sağlık çalışanlarımız, belediye anonsçumuz ve salaları veren din görevlilerimiz bana göre biraz nefes aldı.
***
Gazetemizin Basın İlan Kurumu önerileri çerçevesinde mücbir neden olarak gösterilen kısıtlama günlerinde çıkmaması bazı konuların sümen altı olmasına neden oldu.
Örneğin bunlardan birisi ‘Adres Kodu’ meselesi diğeri ise ‘Asgari Ücret’.
Bu ülkede kabul etsek de etmesek de genel nüfusun %60’ı köyden kente göç edenleri oluşturuyor.
Göç ettiği şehrin geleneklerini, adetlerini ve yöresel kurallarına karşı uyum savaşı veren, yaşadığı şehirdeki barındığı evin adresini zor ezberleyen, cep telefonunun numarasını zorlukla söyleyebildiği gibi en yakınının telefon numarasını bile kâğıttan okuyan insanlarımızın ‘Adres Kodu’nu nasıl ezberleyeceği, hafızasına kazıyacağı gerçekten merak konusu.
Bana göre yeni adres kodu uygulamasının bir başka dez avantajı ise karşı, yan, üst ve hatta alt komşunuza ait adres bilgilerinin gerçekliğini bile teyit etmeniz, o binalarda resmi olarak kimlerin görüldüğünü bilmeniz kolay olmayacak.
Bu durumun özellikle genel seçim dönemlerinde büyük çelişkiler oluşturacağı da bir başka gerçek.
İkinci konumuz ise yılın 11 ayında konuşulmayıp yılın son ayı olan Aralık ayında bir ay boyunca göstermelik toplantılarla ele alınan asgari ücret, görüldüğü gibi hükümet dışında kimseyi mutlu etmedi.
Enflasyonu belirleyen pakette yer alan ürünlerin ülke genelindeki satışlarının göz önüne alınıp, devletin bir birimi olan TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları asgari ücretin belirlenmesinde baz alındı.
Ama elektriğe, akaryakıta, çiçek yağına, süte, ete, şekere, yumurtaya, tüpe yapılan zam oranlarının tutarları tam olarak yansıtılmadı.
Kısacası asgari ücret; adından da anlaşılacağı gibi çalışan sigortalı bir işçinin en az parayla ölmeden yaşayacağı, ‘açlık’ çekmeyeceği bir ücretin karşılığı oldu: “2.825 lira 90 kuruş “
***
Bugünün son paragrafı 2021 yılının yükünün ağır olacağına dair.
Geride kalan yıl yukarıda da belirttiğimiz gibi hayatımızın en kötü yılı olarak tarihe geçti.
Bütün hayaller, beklentiler, planlar alt-üst oldu.
Hayatın her kademesi, her alanı büyük oranda olumsuz etkilendi.
İşçiler, esnaflar, üreticiler, toprakla uğraşanlar, müzisyenler, fabrikatörler, her kademedeki öğretmenler, öğrenciler, sınavlar, sağlık çalışanı beyaz meleklerimiz, evlerine adeta hapsedilen 65 yaş üstü yaşlılarımızla kronik hastalığı olanlar ve çocuklar ile onlarca ayrı sektör ve çalışanları geride kalan 10 ayda müthiş bir mücadeleye imza attılar.
Cinayetler, kavgalar, tacizler, intiharlar, icralar hatta boşanmalar daha da arttı
Bu büyük kitlenin bir tek umudu oldu o da 2021 yılına ilişkin umutları, dilekleri, beklentileri!
Bu yüzden 2021 yılı belki de son 1 asrın en ağır sorumluluğunu, yükümlülüğünü taşıyan yıl olacağı kanıtlandı.
İnsanların 2021’den en büyük ümidi ve tek beklentisi ise elbette “KORONASIZ GÜNLER”.
Değil mi?

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 311

”Mehmet Dündar Kamer” Mart 2020’den bu yana içinde olduğumuz Koronavirüse karşı mücadele sürecinde tam 311 köşe yazısını sizler

KORONA GÜNLERİMİZ 310

”2 SAVAŞ DA DEVAM EDİYOR” Türkiye’nin sorunları her gün büyüyen bir yumak haline gelirken Koronavirüsle mücadele de devam ediyor. Ama

KORONA GÜNLERİMİZ 309

”İşler sarpa sarıyor” Gözle göremediğimiz, elle tutamadığımız Koronavirüs sanki gelişmiş bir laboratuarda üretilmiş gibi her ortama