KORONA GÜNLERİMİZ-19

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ-19
Paylaş
Tarih : 07 Mayıs 2020 - 11:34

“Kaçan ayarlara ayar gerek”
Ana fikri “Korona Mücadelesi” olan 18 yazı geride kaldı.
19.yazıma başlarken verilen mücadelenin yavaş yavaş olumlu sonuçlarıyla karşılaşmak beni gerçekten sevindiriyor.
Bu sevincimi şu an paylaştıktan sonra diyorum ki; “Rehavet yok!”
***
11 Marttan bu yana korona virüsüyle mücadelede bazı yeni alışkanlıklarımız, huylarımız, sevinçlerimiz, alınganlıklarımız, suskunluklarımız, ağladıklarımız, kabına sığamadıklarımız, yalnızlıklarımız oldu.
Zaman zaman eşimizden, çocuklarımızdan bile öne geçen cep telefonlarımızla kurduğumuz yeni bir dünyamıza kapattık kendimizi.
Sağ elimizin işaret parmağını çok kullanmaktan size de sanki uzadı gibi geldi mi?
Bir gözünüzle cep telefonunuza, bir gözünüzle televizyona kilitlendiğiniz oldu mu?
Aldığınız gazetenin önceden okumadığınız sayfalarına hatta köşe yazılarına kadar okuyup bitirmeye başladığınızı fark ettiniz mi?
***
Ya televizyonlara bağlılığımız..
Korona günlerimizin olmazsa olmazlarının başında “Kemal Sunal” filmlerinin geldiğini siz de inkâr etmiyorsunuz değil mi?
10 Kasım 1944 yılında İstanbul’da doğan ve 3 Temmuz 2000 tarihinde doğduğu kentte hayatını kaybeden sinemanın gülen, sırıtan film kolik yüzü Kemal Sunal, yardımcı aktör ve başrol oynadığı onlarca sinema filmiyle evlerimizin vazgeçilmezi haline geldi.
56 yaşında tecrübesi, dünya görüşü ve sinemaya bağlılığının zirvesinde hayata veda ederken geride bıraktığı; Propaganda (1999), Varyemez (1991), Abuk Sabuk Bir Film (1990), Boynu Bükük Küheylan (1990), Koltuk Belası (1990), Gülen Adam (1989), Zehir Hafiye (1989),
Polizei (1988), Bıçkın (1988), Düttürü Dünya (1988), İnatçı (1988), Öğretmen (1988), Uyanık Gazeteci (1988), Japon İşi (1987), Kiracı (1987), Yakışıklı (1987), Davacı (1986), Deli Deli Küpeli (1986), Garip (1986), Tarzan Rıfkı (1986), Yoksul (1986), Gurbetçi Şaban (1985), Katma Değer Şaban (1985), Keriz (1985), Sosyete Şaban (1985), Şaban Papuçu Yarım (1985), Şendul Şaban (1985), Atla Gel Şaban (1984), Ortadirek Şaban (1984), Postacı (1984), Şabaniye (1984), Çarıklı Milyoner (1983), En Büyük Şaban (1983), Kılıbık (1983), Tokatçı (1983), Yedi Bela Hüsnü (1982), Doktor Civanım (1982), Talih Kuşu (1982), Davaro (1981), Kanlı Nigar (1981), Üç Kağıtçı (1981), Zübük (1980), Devlet Kuşu (1980), Gerzek Şaban (1980), Gol Kralı (1980), Bekçiler Kralı (1979), Dokunmayın Şabanıma (1979), Korkusuz Korkak (1979), Şark Bülbülü (1979), Umudumuz Şaban (1979), Kibar Feyzo (1978), Yüz Numaralı Adam (1978), Avanak Apti (1978), İnek Şaban (1978), İyi Aile Çocuğu (1978), Köşeyi Dönen Adam (1978), Yedi Yürekli Şaban (1978), Çöpçüler Kıralı (1977), Güllüşah ile İbo (1977), Hababam Sınıfı Tatilde (1977), Sakar Şakir (1977), Şabanoğlu Şaban (1977), Süt Kardeşler (1976), Tosun Paşa (1976), Kapıcılar Kıralı (1976), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976), Meraklı Köfteci (1976), Sahte Kabadayı (1976), Hababam Sınıfı (1975), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975), Hanzo (1975), Şaşkın Damat (1975), Hasret (1974), Köyden indim Şehire (1974), Mavi Boncuk (1974), Salak Milyoner (1974), Salako (1974), Güllü Geliyor Güllü (1973), Oh Olsun (1973), Canım Kardeşim (1973), Yalancı Yarim (1973) ve Tatlı Dillim (1972) adını taşıyan filmlerden en az 10 tanesini her gün yüzlerce kanalın içinde izlemiyor muyuz?
İzlerken korona günlerinin monoton hayatında biraz olsun gülmüyor muyuz?
İnanın iyi ki Kemal Sunal varmış,
İyi ki Kemal Sunal bu kadar filmde görev almış.
Yoksa korona günlerimiz kolay geçmeyecekmiş.
***
Küresel salgınla ilgili olarak bulunduğumuz şehirde de önemli değişiklikler yaşandı.
Berberler kapalı olduğu için benim gibi saçını makineyle evde 3 numaraya vuranlar,
Usturayı eline alıp kafayı kazıtanlar,
Nasıl olsa kim görecek deyip saçlarının beyazlarını görmezden gelenler,
Ramazanın da etkisi ile makyajdan, süsten, püften uzak duranlar,
Ağız maskesini bir takıp bir çıkaranlar,
Koruyucu eldiveni pek kullanmayanlar,
Öğrenmeden, sormadan bilir-bilmez konuşanlar..
Anlayacağınız fabrika ayarlarımız biraz bozuldu.
Korona mücadelesinde devlet hayatı biraz normalleştirme programları yapıyor ama önce bizim normale dönmemiz gerekmiyor mu?
Kaçan ayarlarımıza ‘ayar’ zamanı gelmedi mi?
***
Tüm bunlar yaşanırken devletimiz bazı önemli ayarlarda bulunmaktan da kaçınmadı.
Örneğin, şu tarihte yapılacak, bu tarihte yapılacak denilerek yaz-boz tahtasına dönen üniversite sınavlarında bir defaya mahsus baraj puanı 180’den 170’e düşürüldü.
Ve kişilerin hayatını yönlendirecek sınavlar 25-26 Temmuz 2020 günlerinde yapılacağı müjdelendi!
Acaba bu sınavlara girecek öğrenciler nasıl adapte olacak, nasıl bu tarihlere odaklanacak, bir bileniniz var mı?
***
Son bir söz: 3 Mayıs Basın Özgürlüğü Günü idi.
Bununla ilgili olarak dün bir şeyler yazdım.
Ama bugün bir gazeteci büyüğümün köşesinde yazdığı şu yazı beni müthiş etkiledi.
İnanın o sözlere yürekten katılıyorum.
Çünkü ben de aynı şekilde düşünüyorum.
Şöyle ki; “Özgürlük; kişinin, kurumun, gazetecinin her şeyi yapıp yazabilmesi değil, istemediği hiç bir şeyi yapmak, yazmak zorunda kalmamasıdır”.
Saygılarımla.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 339

”20 AY ASKERLİK GİBİ” Tam 20 ay ya da yaklaşık 610 gün.. Ne çileler çektik, ne tehlikeler atlattık. Kimisi nezle ile gribi, kimisi Koronavirüsle

KORONA GÜNLERİMİZ 338

”Kafalar karışık..” Pandemiyle mücadele sürerken bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları da aylardır

KORONA GÜNLERİMİZ 337

”Aşı Olmak – Olmamak” İçinde bulunduğumuz Koronavirüsle mücadele sürecinde her türlü sosyal ve kültürel etkinliklerin pandemi kuralları