KORONA GÜNLERİMİZ 198

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 198
Paylaş
Tarih : 10 Mart 2021 - 13:38

Yaşadığımız günlerin gerçekten yaşanması zor günler olduğunun herkes tarafından bilincinde miyiz bilemem ama hayat bir şekilde devam ediyor.
Bu günleri yaşayanlar için zor, acımasız hatta çilelerle geçtiğini ifade edenler gibi, “Efkâr bastı gönlümü” düşüncesiyle hayatı olduğu gibi tüm çıplaklığıyla yaşayanların, yaşamak isteyenlerin olduğu da bir gerçektir.
Bugün benim gibi kahrolası düşüncelere, geçmişte yaşadığı sevgilere, sevgisizliklere hatta ayrılıklara inat birçok şarkının nağmelerinde kaybolup gidenler ve hatta bu şarkılarda kendini bulanlar elbette var.
***
Bugün günlerden Pazar akşamı ve televizyonum adeta benimle birlikte “Şarkılar Bizi Söyler” programına kilitlendi.
Akşamın ve programın eşsiz konuğu ise Orhan Gencebay!
60 yıllık hayatımın en az 40 yılında var olan, geçmişten günümüze şarkılarıyla efkarlı günlerimin efkarını bastıran, kavuşanlar kadar sevdiğine kavuşamayanların yaşadığı sevgi ve ıstırabı şarkılarında seslendiren Sayın Gencebay, sürpriz(!) bir şekilde programa konuk olurken beni ve benim gibi düşünenleri aldı götürdü yıllar öncesinin nostaljik anılarına.
Niçin sabahladığımı, gecenin ilerleyen saatlerine rağmen evin yolunu unuttuklarımı unuturcasına, kahır dolu şarkıların nağmelerinde mutluluğu yaşatırcasına gerçekleşen tezatlarda sevinç ve hüznü birlikte yaşamanın çaresizliği gözlerimin önünden bir film misali geçiverdi.
***
Elbette programda Orhan Baba’nın hayatını adeta şarkılarında yaşarken önemli acı gerçeğin Koronavirüs Günleri’miz olduğunu da unutmuş değilim.
Ama Koronavirüsle güne başlayıp Koronavirüsle günü tamamlamanın çekilmez kahroluşunda biraz olsun insanın aslına dönmesi, gönül fırtınaları yaşadığı günleri hatırlaması, hatıralarda da olsa yaşaması güne renk katma adına bence en önemli bir kazanım hatta reenkarnasyondur.
Yıllarını, abartmak istemiyorum ama hayatının önemli bir bölümünü onun şarkılarıyla yaşadığım, şarkılarını yüksek sesle dinlemek yüzünden polis gözetimleri yaşadığım Orhan Gencebay’ın gün geldiğinde “Türkiye’nin Akil İnsanları” topluluğunda yer alması, sanırım şarkıları içinde bizlere yansıtılan acıların da en acısı oldu.
Kabullenmesi hatta saygı duyulması zor olan, müziğin evrenselliğine aykırı gördüğüm bu yeni yapılanma veya yeni bir yol ayrımında üzüldüğüm, kahrolduğum, “sil artık onu defterden dediğim”, kasetlerini parça parça etmek isteğim Gencebay’ı ruhumdan ve kalbimden silemediğimi anladığımda ise en az ömrümden 8-10 yıl geçerken Gencebay’ın yaşadığım süreçte bir ekolden öte bir efsane olduğunu anlamak pek geç olmadı.
Bugün onunla birlikte yaşanılan hayata arabesk bir hayat denilirken Koronavirüslü günlerimizin dayanma, mücadele etme hatta toplumsal birlikteliğin Gencebay Şarkılarıyla mümkün olabileceğini mütevazı bir görüşle anlatmak isterim.
Sibel Can, Hüsnü Şenlendirici ve Hakan Altun’un seslendirdiği Orhan Gencebay şarkılarıyla Koronavirüs Günlerinde en azından biraz moral bulsam da “Bir Teselli Ver”, “Tanrıya Feryat” gibi şarkıların insanı düşünceden düşünceye sevgi limanlarından birinden diğerine insanları taşıdığı arabesk bir gerçek.
Ama acı gerçeğin, yaşadığımız şu Koronavirüs Günlerinde daha disiplinli, kuralları uygulayan ve gerektiğinde uyaran bir yaşam şekliyle bir bütün oluşturma adına kenetlenmemiz gerektiğini de söylemeden geçmek istemiyorum.
***
Nereden nereye geldik?

Sanırım Koronavirüsle mücadele günlerini Orhan Gencebay şarkılarıyla buluşturan ilk ve son gazeteci ben oldum.
Evet, her bir şarkısı adeta bir filozofun kaleminden çıkmış ve her bir parçası adeta müziğin ansiklopedisi olmuş, her şarkısında kavuşamayanların sesi olurken hayatın acı yönlerini dinleyenleriyle buluşturmuş, insanların uykusunu değil yarınlarının nasıl olması gerektiği konusunda olumsuz düşünceleri kaçırtmış olan Gencebay, bana göre son yılların eşsiz bir programı ile anılarımızı, sevgilerimizi, yitirdiklerimizi, vefasızlıklarımızı, çaresizliklerimizi ve hatta kahroluşlarımızı bizlere bir kez daha yaşattı, hatırlattı.
Tam 1 yıldır tüm Türkiye ile birlikte yaşadığımız bütün Koronavirüs günlerinin çaresizlikleri içinde Orhan Gencebay şarkılarıyla biraz olsun efkâr dağıtma şansını yaşamayı yakalayanlardan birisi olmanın tartışmasız güzelliği ile içimde ‘akil adamlar’dan birisi olması dolayısıyla kızgınlığımın ateşi yavaş yavaş sönerken hayatımın 40 yılının şahidiyle, şarkılarıyla bir Pazar gününü tamamlamanın mutluluğu ile yeni bir Koranavirüs gününe daha azimli ve kararlı olarak adım atıyorum.
***
Herkese maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarını tekrar hatırlatırken, lütfen şarkıların güzelliğini, olmazsa olmazlığını yaşamak ve yaşatmanın doyumsuz güzelliğinden mahrum kalmamanızı istiyorum.
Unutmayınız; Hayat Evde (daha da) Güzel.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 333

”Çay ve Simit Kardeşliği” Okuduğunuz köşe yazısının adı ‘Korona Günlerimiz’ ise bu köşede çay ve simidin ne işi var diyebilirsiniz. Haklısınız. Ama

KORONA GÜNLERİMİZ 332

”Maske-Mesafe-Temizlik ve Aşı” Pandeminin yaşandığı bir ülkede en önemli isim nereye gidersen git sağlık hizmetlerinin başında olan kişidir.

KORONA GÜNLERİMİZ 331

”DÜNYANIN SON GÜNÜ” “Kıssadan hisse” diye bir deyim vardır. Anlamı da kısaca; anlatılan bir hikâyeden, olaydan ders almaktır.Sizlere;