KORONA GÜNLERİMİZ 226

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 226
Paylaş
Tarih : 26 Nisan 2021 - 6:04

“Aslan ve Oruç”

Aylardır Korona Günlerimiz adlı yazı dizisiyle içinizi kararttığımın, moralinizi bozduğumun, neşenizi kaçırdığımın elbette farkındayım.

Ama hayat bu..

Yaşanan da, yaşadıklarımız da bu.

Bir gazeteci olarak sizleri özellikle küresel salgınla ilgili bilgilendirip, yaşananlardan da haberdar ederken, bu salgında ölümün korunmadığımız zaman kaçınılmaz olduğunu elbette açıklamalıydım.

Elbette maske, mesafe hatta hijyen kurallarına uyumsuzluğun hayatı evde değil de dışarıda yaşamanın insanlara neler kaybettirebileceğini yazmalıydım.

Salgın sürecinin yaşamın her alanını ve bu alanlardaki tüm canlıları bizler başta olmak üzere olumsuz etkileyebileceğini özellikle belirtmeliydim.

***

İşte bir gazeteci olarak söz konusu üzücü olduğu kadar kahredici süreçte ben bunları yazmaya, sizlere iletmeye çalıştım.

Kolay değildi, şu Simav’da hem koronavirüs salgınını vatandaşlara anlatacaksın, hem de her gün neredeyse 2-3 cenaze anonsuna, salalara kulaklarını tıkamayacaksın.

Bir bakmışın ilk kez adını duyduğun, bir bakmışın daha yeni yüz yüze geldiğin, sesini hatırladığın hatıralarında yer alan bir can gitmiş salgın nedeniyle.

Helallik verememek, yakınlarına taziyede bulunamamak, cenaze törenine hatta defin işlemlerine katılamamak kolay değil.

Kısacası vedasız giden dostlarımız bir bir Ahret’e göç ederken, hayatın acımasızlığı ile koronavirüsün acımasızlığının yarış halinde oluşuna baka kalmak hiç de hoş değil.

***

Ramazan fıkrasız olmaz..

Var mısınız şu kasvetli konudan biraz olsun uzaklaşmaya,

Acı, keder ve endişe dolu günleri hiç yaşanmamış saymaya,

Ramazan ayının güzelliklerine eş olması için güldürecek bir fıkrayla neşelenmeye?

Haydi öyleyse:

ASLAN VE ORUÇ

Ateist bir adam, bir gün ormanda gezerken etrafındaki güzelliklere bakıyormuş.

“Evrim, ne güzellikler yaratıyor” diye düşünüp mest olmuş.

Bir ara arkasından bir aslanın kendisine yaklaşmakta olduğunu fark etmiş.

Adam, bütün gücüyle kaçmaya başlamış ama her arkasına bakışta aslanın daha yaklaşmış olduğunu fark ediyormuş.

Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki dala takılmış, aslan adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış, tam vurmaya hazırlanırken adam; “TANRIM” diye bayılmış.

Bir anda zaman durmuş, aslan donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş.

Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık huzmesi adamın üzerine parlamış.

Çok derinden gelen ilahi bir ses adama;

“Yıllarca bana inanmadın, yaradılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun?

Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?”

Adam, utanç içinde:

“Biliyorum, bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki Aslanı dindar yapabilirsiniz”

Ses; “Peki” diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş.

Nehir tekrar akmaya başlamış.

Her şey eski haline dönmüş.

Aslan pençesini indirmiş, iki pençesini de gökyüzüne doğru çevirmiş ve konuşmaya başlamış:

“Tanrım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun verdiğin nimetlere…”

Allah kabul etsin..

(Not: Sosyal medyadan ağabeyim Arkan Süar’a fıkra paylaşımı için teşekkürler)

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 333

”Çay ve Simit Kardeşliği” Okuduğunuz köşe yazısının adı ‘Korona Günlerimiz’ ise bu köşede çay ve simidin ne işi var diyebilirsiniz. Haklısınız. Ama

KORONA GÜNLERİMİZ 332

”Maske-Mesafe-Temizlik ve Aşı” Pandeminin yaşandığı bir ülkede en önemli isim nereye gidersen git sağlık hizmetlerinin başında olan kişidir.

KORONA GÜNLERİMİZ 331

”DÜNYANIN SON GÜNÜ” “Kıssadan hisse” diye bir deyim vardır. Anlamı da kısaca; anlatılan bir hikâyeden, olaydan ders almaktır.Sizlere;