KORONA GÜNLERİMİZ 244

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 244
Paylaş
Tarih : 08 Haziran 2021 - 13:20

KİRLİLİĞİMİZ “DENİZ SALYASI”

Zaman zaman ‘kirliliği’ tartışılsa da ülkemizin, her önemli konunun hemen sümen altı edilmesi ya da rafa kaldırılması gibi Türkiye’nin olmazsa olmazı Marmara Denizinin deniz salyasına esir olması son günlerin ele alınması geç kalınmış en önemli konularından birisi oldu.
Marmara Denizinin tüm körfezlerinde, kıyılarında binlerce turizm tesisi, plajı yer alırken, milyonlarca insan bu iç denizin ürünleriyle yaşamını sürdürürken Müsilaj da denilen deniz salyasının öyle bir iki haftada oluştuğunu asla düşünmüyorum.
Ülkemizdeki kadersizliklerden birisi olan sorunların tepe noktasına yükselmeden üzerine gidilememesi, çözümlenememesi hastalığı şimdi ülkemizin en önemli iç denizindeki sorunun zor çözülür bir problem olunca ortaya konuldu, ülkemiz değil dünya bile duydu.
Marmara Denizi denilince etrafında bir çok il olsa da ilk akla mega kent İstanbul akla gelir.
İstanbul ise ne ülkemiz için ne de dünya için asla sıradan bir şehir değildir, olmamıştır.
Öncelikle bir dünya mirası olmasının yanında yaşadığımız şu koronavirüs günlerinde Türkiye’nin merkezi konumunda olduğu görülmüştür.
Bırakın Türkiye’nin 81 ilinden oluşan yaklaşık 17 milyonluk koca şehirde yüzlerce ülkenin insanlarından da örnekler barındıran bu şehrin doğal yapısı yeni projelerle değiştirilmek istense de Marmara Denizinin Deniz Salyası ile elden gitmesi, bu denizde balık türü ve diğer canlıların yok olmasına, kıyılarında özellikle yüzülememesine neden olacaktır.
Ülke olarak hayati konulara sahip çıkılmasında genellikle geç kaldığımız gibi pandemi döneminde de Marmara için geç kaldığımız ortaya çıkmıştır.
Bu; zaman zaman sözünü edip eleştirdiğim ‘gündem değiştirme’ meselesi değil, dünya mirası bir iç deniz ve çevresindeki şehirlerle bu şehirlerde yaşayan insanların “Çevre” sorunudur.
Düşünsenize benim bile sorunumdur.
Zaman zaman İstanbul’a giderek Marmara ve her iki boğazın eşsiz güzelliğine hayran kalan ben, şimdi üstü hayranlık içi ise üzüntü ve ölüm içeren bir acı gerçekle karşı karşıya kalacağım.
Bu; insanlar olarak TEMA Vakfı başta olmak üzere temiz çevre ve yaşam konusunda ne denli mücadele etmemiz gerektiğinin en acı örneğidir.
Yıllarca çevrenin, suyun, ormanın, havanın hatta canlıların yaşadığı her alanın temizliğinden dem vuran TEMA’nın bugün kederle dolu olduğuna inanıyorum.
Çünkü çevrenin korunması için 7’den 70’e haykıran TEMA bugün belki de dünyanın en büyük çevre felaketiyle karşı karşıya kaldı.
***
Peki; bu duruma nasıl geldik?
Bir günde, hafta da, ayda ve bir yılda oluşmayan bu felaket sanayileşmenin, yerleşim bölgelerinin kontrolsüz büyütülmesinden, şehirlerin alt yapılarının üstündeki insan kalabalıklarına cevap veremez hale gelmesinden en önemlisi de sanayileşmenin kontrolsüz büyümesinden oluştu.
Akarsuların bir bir eksilmesi, küresel ısınma ve iklim değişiklikleri, yasalara rağmen sanayi kuruluşlarının kurulumunda istenen ve şart olan arıtma tesisleri konusundaki duyarsızlıkları bugünkü deniz salyası felaketiyle ülkemizi karşı karşıya getirdi.
Kısa bir süre önce özel bir televizyon kanalının ana haber bülteninde deniz salyasına ilişkin bir haber izledim.
Plastik türevleriyle evsel ve sanayi atıklarımızla kirlettiğimiz suların balıklar ve diğer canlılar için birer ölüm tuzağı haline geldiğini, üremenin başlamadan yok olduğunu haberde izledim. Hele hele deniz süngerlerinin bile nefes alamayıp yaşama veda ettiği yerde insanlar olarak kirletilmiş sulardan ne bekleyebiliriz, nasıl yararlanabiliriz ki..
***
Uzun süredir ilk kez hem de şu pandemi döneminde bir çevre sorunu üzerine yazı yazıyor, düşüncelerimi dile getiriyorum.
Marmara Denizinde yaşanan çevre felaketini uzaylılar değil bu ülkede yaşayanlar olarak bizler neden olduk. Felaketin çevresindeki yerleşim birimlerinin geçmişten günümüze belediye başkanlığını yapanların siyasi meselelerden başını kaldıramamaları ya da sorunu çözeceklerin gözlerini kapamalarından Marmara’mızı Müsilaja teslim ettik!
Artık uyanalım. Daha başka çevre felaketleri bizleri derin uykumuzdan uyarmadan biz uyanalım. Önce yaşadığımız çevreyi kirletemeyelim sonra çevremizi temizleyelim!

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 252

”SİMAV’A TOBB’DAN ‘OKUL’ SÖZÜ” Bugün Korona Günlerimiz başlığı altında salgınla ilgili günlük vaka sayıları kadar aşı vurulmasında

KORONA GÜNLERİMİZ 251

”Aşımızı olalım, Vazifemizi yapalım” 3 tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde “Deniz Salyası” sorunu ilk günkü heyecanını yitirmiş

KORONA GÜNLERİMİZ 249

”Şeytan bunun neresinde? Türkiye gündeminde ‘Deniz salyası’ kirliliği sanki sona ermiş gibi yavaş yavaş gündemden düşerken, koronavirüs