KORONA GÜNLERİMİZ 246

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 246
Paylaş
Tarih : 10 Haziran 2021 - 13:27

”Kirliliğimiz!”

Okul öncesi ve ilkokullardan sonra uzun bir aranın ardından ortaokul ve liselerde de yüz yüze eğitim başladı.
Havaların ısınmasıyla birlikte çarşı ve pazarların, cadde ve meydanların sanki pandemi yokmuşçasına doluluğu ise hem endişe verici hem de ürkütücü.
Gördüklerim sadece Simav için değil, Türkiye’nin diğer şehirleri için de geçerli. Durum böyle olunca ister istemez hissedilen korku, insanı düşündürüyor.
Maske konusunda vatandaşlarımızın çoğunluğun ‘duyarlı’ oluşu elbette sevindiriyor. Bir maskeyi kişiler ne kadar bir süre için kullanıyor ya da kullanmaya çalışıyor bilmek mümkün değil ama caddelerde, sokaklarda, pazar alanlarında yerlerde sigara izmariti gibi kullanılmış maskeleri görmek üzüntü verici.
Hâlbuki kullanılmış maskelerin mutlaka insanlara zarar vermeyecek şekilde imha edilmesi ya da belirtilen atık kutularına bırakılması konusunda yetkililer defalarca uyarıda bulunmuştu.
Ne yazık ki, izmarit, sigara paketi, kâğıt parçası, kâğıt mendil, her türlü kullanılmış poşet ve pet şişe gibi atıklarla yaşadığımız ortamı ve dünyayı kirletirken bunlara yerlere attığımız maskelerin de katılması inanın gelecekten daha da endişeli olmamıza yol açıyor.
***
Türkiye kısa bir süre önce Marmara Denizindeki kirlilikten yani güncel anlamda ‘Deniz Salyası’ndan söz eder hale gelirken, aynı sıkıntının Karadeniz kıyılarında da görülmesi ne kadar acı.
Demek ki, bizler ülkemiz insanları olarak temizlik konusunda çok köklü ve sert önlemleri almak zorundayız.
En iyi temizliğin, çevreyi korumanın çöp üretmemek ve kirlilik oluşturmamak olduğundan yola çıkarak, fert olarak öncelikle bizler temizlik seferberliğini bir ilke haline getirmeliyiz.
Daha sonra da irili ufaklı tüm sanayi kuruluşları ve üretim alanları var ise arıtma tesislerini aktif olarak çalıştırmalı, eğer yok ise tez zamanda arıtma tesislerini, sistemlerini kurarak ülkenin ‘Temiz Ülke’ oluşuna destek olmalı.
Küresel salgın devam ederken nasıl ki gelişmiş ülkelerin insanları seyahatleri öncesinde gidecekleri ülkenin pandemi durumunu göz önünde tutarak kararını veriyorsa, temizlik konusunda da gideceği ülkenin temizliğini, kalacağı otellerin güvenilirliğini, hatta yüzeceği denizlerin, plajların deniz salyasıyla dolu olup olmadığını öğrenerek hareket ederse halimiz ne olur?

***
Bu günlere kolay kolay gelinmediğinin farkındayım. Irmaklarımızı, göllerimizi, karalarımızı plastik atıklarla, çöplerle kirlettiğimiz gibi termik santraller başta olmak üzere havamızı da kirlettik.
Şimdi de yine evsel ve sanayi atıklarıyla, elimize ne geçerse attığımız çöplerle denizlerimizi de deniz salyası oluşuncaya kadar kirletip çığlık atıyoruz.
Tekrar ediyorum; televizyonlarda gördüğümüz gibi bu salyalar öyle bir-iki haftada oluşan bir çevre felaketi değildir.
Bu umursamazlığımızın, koronavirüs bahanesiyle görmezden gelişimizin, felaket çevresindeki belediyelerin, Çevre İl Müdürlüklerinin, hatta ulusal basının duyarsızlığıdır.
Haftalardır konuyla ilgili suskunluğunu bozarak “Marmara Denizini kaderine terk etmeyeceğiz” açıklaması yapan Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum’un endişesi bana göre sanki turizm sezonunun yaklaşmasından, yurt dışından gelecek ayaklı döviz gezginlerinden dolayıdır.
Evet, sayın bakanın ulusal basına yaptığı açıklamada da belirttiği gibi şapkamızı çıkarıp çevre felaketlerinin son örneği olan Deniz Salyası konusunda kurum, kuruluş, STK ve birey olarak elimizden geleni yapmalı, bir eylem planını hep birlikte uygulamaya koymalıyız.
Bunun için ülke olarak top yekun hedefimiz de önce günümüz deniz kirliliğini ortadan kaldırarak gelecek yıllar için de tedbirleri uygulamaya koymalıyız.
Tekrar ediyorum, deniz ve akarsularımızı kirlilikten sadece bugünler için değil gelecek yıllar için de kurtarmalıyız.
Artık denizlerimiz, akarsularımız; atıklarımızın buluştuğu yerler olmamalı.
Denizler, göller, göletler ve akarsularımız diğer canlıların da bizlerle birlikte hayatı paylaştığı ‘Mavi Cennet’ler olmalı.
Özür dileyerek söylüyorum; unutmayınız ki, bir grip olduğumuzda mendillerle dışa attığımız atıkla, deniz salyasının hiçbir farkı yoktur!

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 252

”SİMAV’A TOBB’DAN ‘OKUL’ SÖZÜ” Bugün Korona Günlerimiz başlığı altında salgınla ilgili günlük vaka sayıları kadar aşı vurulmasında

KORONA GÜNLERİMİZ 251

”Aşımızı olalım, Vazifemizi yapalım” 3 tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde “Deniz Salyası” sorunu ilk günkü heyecanını yitirmiş

KORONA GÜNLERİMİZ 249

”Şeytan bunun neresinde? Türkiye gündeminde ‘Deniz salyası’ kirliliği sanki sona ermiş gibi yavaş yavaş gündemden düşerken, koronavirüs