KORONA GÜNLERİMİZ-29

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ-29
Paylaş
Tarih : 20 Mayıs 2020 - 12:02

Türk milleti olarak eleştirilecek bazı özelliklerimiz elbette var.
Bunlardan birisi yaşananları çok çabuk unutmamız, birisi de kanıksama hastalığımız.
Biraz geriye giderek geçim zorluğu, işsizlik ve pahalılıktan söz eden insanlarımızın her sandığa gidişte yaşadığı acı hatıraları unuttuğunu muhalefet partileri seçim zamanlarında dile getirerek bir bakıma Türk insanının unutkanlığına vurgu yapmıyorlar mı?
Bugünlerde ise bin kanıksama aldı gidiyor.
KOVID-19 salgınından dolayı hayatını kaybedenleri tane ya da adet olarak tanımlayanlar; bir hayatı, kişinin yaşadıklarını, eşi, çocuğu, çocukları, torunu, torunları olanları ve belki de yalnız yaşayan birisini sayısal değer olarak görüyor.
Her akşam saatlerinde Sayın Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca, gün sonu ülkedeki tüm sağlık birimlerinden gelen raporları iki ayrı tabloda bir araya getirerek o günün ve tüm günlerin sayısal değerlerini milletimize aktarıyor.
Ertesi gün ve daha sonra da durum aynı.
İnsanlar önce; “Bugün kaç kişi hayatını kaybetmiş acaba?” denilen günlerden yaklaşık 70 gün geçince şimdi; “Bugün acaba hayatını kaybedenlerin sayısı kaça düştü?” sorusunu sayısal bir değer olarak merak ediyor.
Sağlık Bakanı Koca’nın sayısal verileri dile getirdiği ilk tabloda;
Toplam Test Sayısı, Toplam Vaka Sayısı, Toplam Vefat Sayısı, Toplam Yoğun Bakım Hasta Sayısı, Toplam İyileşen Hasta Sayısı,
İkinci tabloda ise; Bugünkü Test Sayısı, Bugünkü Vaka Sayısı, Bugünkü Vefat Sayısı, Bugünkü İyileşen Sayısı..
İşte görüldüğü gibi, test yapılan, yoğun bakımda yatan, iyileşen, hatta ölen sadece sayısal olarak değer taşıyor.
***
KOVID-19’a yakalanıp da karantina altına alınan, tedavi gören, yoğun bakıma alınan, iyileşen ya da hayatını kaybeden bir kişiden; çok yakınınızdan birisiyse, komşunuzsa bilginiz oluyor.
Yoksa bir isim, bir sala, bir ömre çok az ve kısıtlı bir katılımla veda!
Kişi az yaşamış, çok yaşamış, iyi bir insanmış veya pek sevilmezmiş, hayırsevermiş ya da borç içindeymiş.
Sadece bir sayısal değeri olduğunu bu geride kalan 70 günde gördük, öğrendik.
Hayat mı nankör yoksa bizler mi?
Bana göre her şey; “Bir varmış, bir yokmuş!”
***
KOVID-19’a teslim olmayanların, hayatını korumaya, virüse yakalanmamaya çalışanların ise KOVID-19 zamlarıyla karşı karşıya kaldığını söylersem şaşırmazsınız değil mi?
Şaşırmayın, “Normalleşme” çabalarına geçmeye başlamamızla birlikte sosyal hayatın bazı ihtiyaçları zamlanıverdi.
Örneğin sosyal mesafe şartı nedeniyle şehir merkezindeki pazarımız panayır alanına alınınca oraya gitme zorluğu yaşayanlar gramın bile tartıldığı Sebze Pazarında ihtiyaçlarını giderirken en az yüzde 20-30 zamla ihtiyaçlarını giderdiğini ben kendim yaşadım.
Berberler, kuaförler ve güzellik salonları kontrollü bir şekilde hizmete girdiler. Ama berberler ufaktan zamlarla yollarını gözleyen müşterileriyle buluştu.
Sırada lokantalar, fasfootcular var. Bakalım 1 Haziran ve takip eden günlerde porsiyonlar mı küçülecek, fiyatlar mı büyüyecek?
***
Bir zamanlar yazdığım bir köşe yazısında şehirlerin giriş ve çıkışlarının bir şehrin aynası olduğunu ifade ederek, Simav’ın giriş ve çıkışlarının düzenlenmesi gerektiğini vurgu yapmıştım.
Şimdi de bir şehri tanımanın yolunun şehirde yaşayanlara o şehri sormakla değil, şehri dolaşarak öğrenmenin çok daha doğru olacağını söylemek istiyorum.
Simav’ı bu açıdan tanımanın tek yolu; caddelerinde, kaldırımlarında, sokaklarında, meydan ve parklarında dolaşmaktan geçiyor.
Dolaşın!
Bakın şehir size kendini nasıl tanıtacak?
***
KOVID-19 sürecinde artık takibini yapamadığımız, “Olmayan parayla neyin hesabını yaparız?” dediklerimizi de bir hatırlatmakta yarar var.
11 Mart 2020 tarihinde resmen mücadeleye ülke olarak başladığımız salgın sürecinde akaryakıt fiyatlarının bir inip bir yükselmesini artık insanlarımız önemsemiyor.
Altının, doların fiyatlarıyla arayı açtığı koşuda insanlarımız neredeyse ‘Küçük Altın 650 oldu mu’ sorusuna kendini alıştırırken, virüs nedeniyle düğünlere verilen aradan en çok altın borçlu olanlar seviniyor.
Tabi ki, ülkemizde gündem oluşturan kişiler ve yaygın medyanın; Kanal İstanbul’dan, Suriyeli göçmenlerden, ABD ile aramızı açan S-400’lerden söz edenler ise şimdi de Koronalı ramazan uykusunda.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 339

”20 AY ASKERLİK GİBİ” Tam 20 ay ya da yaklaşık 610 gün.. Ne çileler çektik, ne tehlikeler atlattık. Kimisi nezle ile gribi, kimisi Koronavirüsle

KORONA GÜNLERİMİZ 338

”Kafalar karışık..” Pandemiyle mücadele sürerken bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları da aylardır

KORONA GÜNLERİMİZ 337

”Aşı Olmak – Olmamak” İçinde bulunduğumuz Koronavirüsle mücadele sürecinde her türlü sosyal ve kültürel etkinliklerin pandemi kuralları