KORONA GÜNLERİMİZ 336

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 336
Paylaş
Tarih : 28 Ekim 2021 - 13:46

”Küçük Altın kaç para?”

Ülkemizde hayat adeta dolara ve altına endekslendi.
Faiz denilen görünmez devin dizginlerini tutmaya çalışmanın ülkedeki enerjiden gıdaya, paradan altına her şeyi bir anda tepe taklak edebildiğini ilk kez bu kadar yalın ve çarpıcı buluyor, yaşıyorum.
Sokakta, çarşıda, kahvede, pazarda; “Doların fiyatı arttı, küçük altın kaç para?” şeklindeki soruların adeta eko yaptığı şu günlerde mahallemin Karamancalı bakkalı; “5 litrelik .lin çiçek yağını 15-20 gün önce 70 TL’den satarken şimdi 95 TL’den aşağı satamaz hale geldim. Aslında satmak da istemiyorum. Çünkü bu gidişte sattığım fiyatla yağı geri koyamayabilirim. Toz şekerde de durum aynı. Toptancıya 2 çuval sipariş veriyorum, o 1 çuval getiriyor. Devir artık sermayeyi koruma devrine doğru hızla gidiyor” diyerek kaygılarını sıraladı.
İnanın o an 70’li yılların son dönemleri aklıma geldi.
Simav’ın kahvecileri demleyecekleri çayı bulamaz, Kahveciler Derneği başka şehirlerden çay getirip üyelerine kârsız devrettiği, kahvenin karaborsaya düşüp bilenler bilir kavrulmuş nohutla çoğaltılarak fincanlara döküldüğü o günler, hele hele Çarşamba pazarlarının yaşandığı günlerde Çin malı çay boyalarının kullanılıp, belediye zabıtasının denetimlerde olduğu o günler geliyor acaba?
Acaba bugün bile bağlarımızın kopmadığı 40 yıl öncesinden arkadaşım A’nın karaborsa döneminde cebindeki sigaraları gizli gizli çok az bir zamla vatandaşlara sattığı günler yine geri mi geliyor?
Ne oldu bizlere, ne oldu ülkemize?
Yine 40 yıl öncesi gibi çay-şeker-yağ kuyruklarına mı gireceğiz?
Yine evlerimizde olası enerji kesintileri için gazyağı bulundurup lüks lambalarını, kandilleri akşamlar için hazır mı edeceğiz?
En kötüsü de, “Birbirimize mi düşeceğiz?”.
***
İnanır mısınız, bugün yakaladığını alıp götüren ve toprakla buluşturan koronavirüs mikrobunu bile unutmaya başladı insanlar.
İnsanlar kazandığıyla geçinememe korkusunda,
İnsanlar sofrayı dolduramama, gelecekle ilgili hayal kuramama, yarınlarıyla ilgili hesap yapamama, borç ödeyememe korkusuyla karşı karşıya..
Yaşı 60’a dayanmış insanlar, “bizden geçti ama çocuklarım, torunlarım ne yapacak?” sorusuyla karşı karşıya.
Bunun adı endişe!
Bakmayın bazılarının yüzünün güldüğüne..
Onlar için bir iki günü kurtarmak belki kolay ama mutlu son film misali gün geldiğinde THE END.
Elimizi taşın altına koymalı, sahip olduklarımızın değerini bilerek onları korumalı, hiç yapamıyorsak en azından tüketeceğimiz kadar üretmeliyiz.
İşte o zaman en azından yarın endişemiz olmaz.
***
Korona Günlerimiz köşesinde bu tür toplumsal konuları yerine getirmek belki uygun değil ama sizlere ulaşabildiğim buluşma adresi bu.
Bugün 336.cısını okuduğunuz bu köşede elbette bazen sizleri alıntı makalelerle güldürmek, güldürürken de düşündürmek istiyorum.
Ama bir gerçek var ki, koronavirüs belası devam ederken, başta da dediğim gibi faizin indirilmesi ve bindirilmesinin ülkemizi ne hale getirdiği, bir gecede insanların servet kaybederken, başka insanlarında servetler kazandığı bir dönemdeyiz.
Şapkamızı çıkarıp önümüze koyma, hatta hiç giymeden düşündükçe düşünme zamanındayız.
Sahi; küçük altın kaç para?
Haydi hayırlısı.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 339

”20 AY ASKERLİK GİBİ” Tam 20 ay ya da yaklaşık 610 gün.. Ne çileler çektik, ne tehlikeler atlattık. Kimisi nezle ile gribi, kimisi Koronavirüsle

KORONA GÜNLERİMİZ 338

”Kafalar karışık..” Pandemiyle mücadele sürerken bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları da aylardır

KORONA GÜNLERİMİZ 337

”Aşı Olmak – Olmamak” İçinde bulunduğumuz Koronavirüsle mücadele sürecinde her türlü sosyal ve kültürel etkinliklerin pandemi kuralları