KORONA GÜNLERİMİZ-37

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ-37
Paylaş
Tarih : 03 Haziran 2020 - 12:09

“Korona Günlerimiz” yazı dizisinin geride kalan 1-2 iki yazısında küresel salgınla mücadelede normalleşme döneminden söz etmeye başladım. Mart başından bu yana sürdürülen mücadele, alınan kararlar, yayınlanan genelgeler, sokağa çıkma yasakları, para cezaları, dükkanları kapatılan esnaflar, üretimi durduran iş adamları, ertelenen seyahatler, hayati önem taşımayan ameliyatların hastanelerde yapılmamasına yönelik kararlar ve daha birçok hayatımızda yer eden uygulamaların ikinci perdesi “Normalleşme” olarak hayatımıza girdi.
Bugün ben de normalleşme kapsamında Korona dışında bir konuyu ele alarak sizlere farklı bir pencere açmak istiyorum.
Aşağıda aktaracağım konu bir alıntı. Tahminime göre benim de içinde bulunduğum yaş gurubundan birisi olan Esma Uyan, yazısında 50-70 yaş arası insanlarımızın farklılıklarını sıralıyor..
***
EN ÖZEL NESİL
Hepsi şahsına münhasır özel üretilmiş, yokluklar içinde yetişmiş yaralı bir nesil…….KİM BUNLAR?
1950 ile 1970 yılları arasında bu dünyaya merhaba demiş en genci 50, en delikanlısı 70 yaşında hala 18’lik deli taylar gibi ideallerinin peşinden koşan hesapsız bir nesil..?
Hiçbirinin altına hazır bez bağlanmamış…
Şeker çuvalından pantolon, canik lastikten ayakkabı giymiş…
Okulda ABD süt tozu içirilerek beslenmiş, bir garip nesil…
Hiçbirinin renkli çocukluk resmi olmamış…
Hatta hiç bebeklik çocukluk resmi olmamış…
Hiç biri kreş, dershane, özel okul görmemiş…
Ama hepsi profesörlere ders verecek kadar bilgi sahibi olan bir tuhaf nesil…
Harp görmüş, darp görmüş…
Baskı, çatışma, sorguda işkence görmüş…
Karakolda sorgu da Filistin askısıyla, ceza evinde ise isyanla tanışmış.
En azı 5 ihtilal, 6 muhtıra, 7 post-modern darbeden sağ salim paçayı yırtmış…
En azı 10 ekonomik krizden nasibini almış…
Tecrübe abidesi yoklukla terbiye edilmiş, direnç abidesi bir nesil…
Ne yaptıysa yoluyla yordamıyla kendi meşrebine uygun ahlakına yakışanı yapmış.
68’liler de 78’liler de bu neslin deli tayları, ipe sapa gelmeyen savaşçıları da bu neslin temsilcileri tarihe adlarını kanları ile yazmıştır…
Bunlar bu neslin üretim harikası mı yoksa üretim hatası mı tartışılır ama bu neslin istisnasız tamamı karşılıksız, hesapsız bu vatanı sevmiş…
1950 ve 1970 yılları arasında doğanlar gerçekten özel üretim, çoğu yatılı okumuş, kardeşlik ve paylaşma duygusu zirve yapmış…
Çok kitap okumuş, en azı liseyi bitirmiş, hayatı yaşayarak öğrenmiş…
Çoğu simitçilik, olmadı ayakkabı boyacısı, tamirci çırağı, inşatta amelelik, pazarcılık hamallık yaparak, gazoz satarak okul harçlığını çıkarmıştır…
Ne ailesine ne devletine ekonomik yük olmamış, geneli bir baltaya sap olmuştur…
Namerde muhtaç olmamış, ezilmiş ama ezik kalmamış.
Dik durmuş, dikleşmemiş kendi şahsına münhasır özel bir nesildir…
Görevini, sorumluluğunu bilen… Onuru için bir pireye bir yorgan yakan, öfkeli hırçın bir acayip nesil bu 1950 ile 1970 yılları arasında doğan dinozorlar (!)…
İyi bakın, bunlar bu son kalan kadifeye sarılmış çelik yumruk misali yumuşak gözüküp indiği yeri dağıtan bu özel neslin öfkesinden sakının.
Bunlara iyi bakın, çünkü bunların nesilleri tükenmek üzere…
Bunların üretimi sonlandı…
Kullanım sureleri doldu, tedavülden kalkıyor…
***
Neden bu nesil özel biliyor musunuz?
Bu neslin üzerinden silindir gibi devlet geçti…
Dozer gibi dünya milletleri geçti…
Hayat bu nesli sınadı, ama tüketemedi…
Bu nesil, ihanetin acısını, dost hançerinin sancısını, ölümüne yoldaşlığı, mezara kadar arkadaşlığı bildi…
Dostu için can vermeyi de, elindeki son lokmayı paylaşmayı da, sadakati de vefayı da bildi…
Bu nesil, katı, aksi, deli, serttir…
Bir o kadarda merttir, hoş görülü ve merhametlidir…
Bu neslin yaşarken öğrendikleri bilgi ve kaybederken edindikleri tecrübe en büyük servetidir…
Yani bu 1950 ve 1970 yılları arasında doğan dinozorlar tam bir müzelik antika nesildir…
Onun için 1950 ile 1970 yılları arasında doğmuş, hala inadına yaşayan, ana baba, amca, dayı, teyze, hala, yenge dede anneanne babaanne her neyiniz varsa değerini bilin..!
Çünkü bunlar elinizdeki son değerli hazinelerinizdir…
Oturun onlarla konuşun, dinleyin onlardan geçmişi öğrenin…
Sonra arar da bulamazsınız…
Çünkü onlar yakın tarihin son canlı kaynak kişileri, her biri iki ayaklı, konuşan yakın tarih kitabıdır…

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 339

”20 AY ASKERLİK GİBİ” Tam 20 ay ya da yaklaşık 610 gün.. Ne çileler çektik, ne tehlikeler atlattık. Kimisi nezle ile gribi, kimisi Koronavirüsle

KORONA GÜNLERİMİZ 338

”Kafalar karışık..” Pandemiyle mücadele sürerken bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları da aylardır

KORONA GÜNLERİMİZ 337

”Aşı Olmak – Olmamak” İçinde bulunduğumuz Koronavirüsle mücadele sürecinde her türlü sosyal ve kültürel etkinliklerin pandemi kuralları