KORONA GÜNLERİMİZ-38

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ-38
Paylaş
Tarih : 04 Haziran 2020 - 12:16

Türkiye’nin önünde iki sorunu var.
Birincisi KOVID-19 nedeniyle sürdürülen mücadele,
İkincisi ise; vatandaşın belini bükerken Korona virüs mücadelesiyle daha da artan ekonomik kriz.
Ama şunu bilmek gerekir ki, Türkiye bu iki sorunu da sonlandıracak güçte ve kararlılıktadır.
Yeter ki bu biri paralı diğeri parasız virüslerin arasına siyaset virüsü girmesin!
***
Virüsle mücadele devam ettikçe ülkenin ekonomik krizinin arttığı, üretimin kan kaybettiği, istihdamın dibe çakıldığı yani işsizliğin arttığı bir gerçektir.
Hayat, bir takım televizyonlarda ve gazetelerde anlatıldığı, gösterildiği gibi değildir.
Bunları yazıyorum ama bana da inanmayabilirsiniz.
Çıkın şu Simav’ın caddelerine, sokaklarına, meydanlarına inceleyin. Tanıdık bir iki esnaf arkadaşınızla görüşün, onlara sorular yöneltin.
Göreceksiniz eskiden çay-kahve söyleyen tanıdık esnafların ağzından sadece şu söz dökülecektir; “Ne olacak bu memleketin hali?” olacaktır.
Hükümet de işte tam bu soruya cevap verircesine yeni bir ekonomik paket hareketi başlatarak önce 3 sonra da 5 devlet bankasının kredi muslukları açmasını istedi.
‘Emir demiri keser’ kabilinden devlet bankaları kredi yani para musluklarını açıverdi.
Aylardır kapalı olan, ödemeleri, vergileri ötelenen esnaflara, tatil yapacaklara, ev araba alacaklara düşük faizli kredi imkânları başlatıldı.
“Bankaların beklediği kesim kim?” diye soracak olursanız bunlar; zaten borç içinde olan esnaflar, kullandığı krediyi, çekini, senedini ödeyemediği için bankalardan kırmızıçizgi çekilmişlerdir.
Yoksa parası olanın almak istediklerini banka kredisiyle aldığı nerede görüldü?.
Anlayacağınız, borç içindeki esnafa borcunu ödeyebilmesi için yeni borç yapma fırsatı sunuluyor.
Borcu borçla ödeme dönemi başlıyor.
***
Hükümetin KOVID-19 mücadelesinde önemli başarılara imza attığı söylenebilir.
Hayatını kaybedenlerin dünyaya vedasının nedenleri gerçeği yansıtıyor ise günümüzde her gün kaybettiklerimizin sayısı 30’lu rakamların altında olmaya başladı.
Burada bir çelişkiden bahsetmek istiyorum. Kim olursa olsun hiçbir insan bir insanın ölümünden sevinç duymaz.
Ama Korona nedeniyle daha 1 ay önce vefat sayılarının yüksekliğine üzülürken bugün vefat edenlerin sayısının düşmesinden seviniyormuşçasına bir tutum, düşünce içindeyiz.
İnanın buna anlam vermekte zorlanıyorum.
Dilerim hiç kimsenin sadece Koronadan değil, kalpten, tansiyondan, böbrek yetmezliği, diyabetten hayatını kaybetmediği günlere tez zamanda kavuşuruz.
***
Korona virüsle mücadele süreci “Normalleşme” dönemiyle devam ederken, kapatılan bazı iş kollarında kepenkler, kapılar tekrar açıldı.
Sosyal hayatın gerekleri olan sosyal ortamlarda yine belirli kurallar çerçevesinde hayatın devamından yana düğmeye basıldı.
Ama Simav’da da görüldüğü gibi 12 hafta sonra iş yerlerini açan bazı mesleklerin erbapları halinden memnun değil.
Bunların başında kahveciler, lokantacılar, berberler, çay ocakları geliyor.
Artık kahvehanelerde Türkiye’nin olmazsa olmazı haline gelen okey taşlarıyla oyun oynamak, zarları atarak tavlayı yenen tarafın yenilen tarafının kodluğunun arasına sıkıştırması, ver kızı-al papazı cinsinden iskambil kağıtlarıyla saatleri geçirmek yasak!
Kahvehanelerde artık bir masanın etrafına 5-6 kişinin toplanması, sinek vızıltısı olmak, sosyal mesafe kurallarına uyumsuzluk, cam bardağından başka hiçbir bardağın zevk vermediği çayı içi incecik plastik kaplı bir kullanımlık kağıt bardaktan başka bardakta içmek YASAK!
Durum böyle olunca, insanların stres attığı, buluştuğu, sohbet ettiği, önemli konuları karşılıklı ele aldığı kültürümüzün vazgeçilmezi kahvecilerin işi zor.
Lokantacıların da kahvehanecilerden pek farkı yok.
Onlar da dar alanda kısa paslaşmalarla, genelgelerin şartlarını uygulayarak ekmek parasını kazanacaklar.
Kazanırlarsa eğer, borçlarını, vergilerini, taksitlerini, SSK, Bağ-Kur primlerini ödeyecekler.
Diyelim ki kazanamadılar, yukarıda da belirttiğim gibi kırmızıçizgileri yoksa 5 devlet bankasından birisinin kapısını çalıp kredi alarak yeni bir borçlanmaya imza atacaklar.
Tabiri caiz ise çomağın iki ucu da bildiğiniz gibi.
***
Berberleri de unutmamak gerek.
Kapalı oldukları dönemde gizli gizli dükkânını açanların, eşinin dostunun telefonuyla tıraş için ev ziyaretleri gerçekleştirerek binlerce lira para cezası yediği duyulan berberlerin de durumu iç açıcı değil.
11 Marttan hemen sonra kapatılan ve iş yapamaz hale gelen berber müşterilerinin çoğunluğunun internetten traş makinesi almasıyla Simav’da “Kısa Saçlı Günlerin” başlaması umutları umutsuzluğa çevirdi.
Zaten sakal tıraşı olma hızı düşen ülkemizde, “Kirli Sakal” modasından
sakal tıraşı da yapamayan berberlerimiz günü kurtarmanın hayaliyle dükkanların önünde müşteri bekler hale geldiler.
***
Normalleşme döneminden endişeliyim.
Görüldüğü gibi sağlık değil, ekmek parası ağırlık kazanmaya başladı.
Allah herkesin yardımcısı olsun.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 339

”20 AY ASKERLİK GİBİ” Tam 20 ay ya da yaklaşık 610 gün.. Ne çileler çektik, ne tehlikeler atlattık. Kimisi nezle ile gribi, kimisi Koronavirüsle

KORONA GÜNLERİMİZ 338

”Kafalar karışık..” Pandemiyle mücadele sürerken bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları da aylardır

KORONA GÜNLERİMİZ 337

”Aşı Olmak – Olmamak” İçinde bulunduğumuz Koronavirüsle mücadele sürecinde her türlü sosyal ve kültürel etkinliklerin pandemi kuralları