KORONA GÜNLERİMİZ 60

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KORONA GÜNLERİMİZ 60
Paylaş
Tarih : 15 Temmuz 2020 - 6:55

Hayatta yarım asrı çoktan aşmış birisi olarak geçmişte önemli bir küresel salgın dönemi yaşadığımı söyleyemem. Ama bu içinde bulunduğumuz KOVID-19 ile mücadele günlerimiz benim için hayattaki en uzun süreli küresel salgın oldu.
Ülke olarak 11 Mart 2020 tarihinde başladığımız mücadelemizin de hem ülke hem de dünya ülkeleri olarak ne zaman biteceği bilinmiyor.
Çünkü ortada pandeminin en aza indirildiğine dair bir veri olmadığı gibi her salgın hastalıkta yaşam umudu olarak kabul edilen aşı da KOVID-19 için henüz bulunamadı.
Kısacası bu salgınla yürüyüşümüz biraz uzun, çileli ve kayıplı geçeceğe benziyor.
***
Yazı başlığımıza bağlı olarak kısa bir KOVID-19 girişinden sonra hem gündemi değerlendirmek hem de hafızaları tazelemek adına ‘Bir oradan, bir buradan’ dercesine kısa bir konu yolculuğuna çıkalım istiyorum.
8 Temmuz 2018’de 25 kişinin hayatını kaybettiği, 340 kişinin yaralandığı Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki tren faciasının üzerinden 2 yıl geçti. Acılı ailelerin adalet arayışları hâlâ sürerken ülkemizde hele hele Simav’da bu faciayı hatırlayanımız acaba kaç kişidir?
*
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 tarihinde Türkiye’nin yüreğini yakan çok vahim bir olay yaşandı. 26 yıl önce 1993 yılında Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri için Sivas’a gelen 37 kişi Madımak Oteli’nde diri diri yakılarak öldürüldü. Tarihte kara bir leke olan Sivas Katliamı için Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri’ne gelenlerin konakladığı Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu 33 aydın, 2 otel görevlisi ve 2 eylemci olmak üzere toplam 37 kişinin öldüğü açıklanmıştı.
26 yıl önce yaşanan ve kısa bir süre önce anma programları yapılan söz konusu Sivas Katliamı insanların hafızalarında konu olarak git gide sıcaklığını kaybederken, tarih kitaplarındaki tazeliğini 26 yıldır koruyor.
*
Vatan, millet ve bayrak uğruna ülke olarak verilen mücadelede hayatını kaybedenlerin hepsini şehit olarak kabul ederken onları hep kalbimize gömdük.
40 yıldır devam eden terörle mücadelemizde ne şehitler verdik ve vermeye de devam ediyoruz.
Türk halkının kalbi adeta şehitliğe döndü.
İşte son şehitlerimiz de Sakarya’dan geldi. Onları da kalbimize gömdük. Şehitler ölmez, vatan bölünmez diye yine haykırdık.
Hatırlanacağı gibi Sakarya’nın Taşkısığı köyünde yaşanan patlama ve 7 vatandaşın hayatını kaybettiği havai fişek fabrikasının malzemelerini taşıyan kamyonda da patlama meydana gelmiş ve İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklama ile 3 jandarma personeli şehit olurken 8 personel de yaralanmıştı.
Kusura bakmayın ama bir iki hafta sonra tamamen ihmal nedeniyle olduğuna inandığım bu vahim olayı da unutacağız.
Olan geride kalan gözü yaşlı insanlara olacak.
Bizler de kendi kendimize soracağız; “Havai fişek için değer miydi?” diyeceğiz.
Evet, değmezdi.
Türk insanının en mutlu günlerinde gerçekleştirdiği havai fişek gösterileri bizim köklü tarihimizin bir ürünü değildir.
Bu konuda herkesin yapabileceği gibi ben de Google’ye sordum “Havai Fişek”i.
Havai fişekler antik Çin’de 2000 yıl kadar önce şeytani ruhların kovulması amacıyla, karabarutun icadının bir uzantısı olarak keşfedilmiş. Çin yeni yılı ve ilkbaharın ortasındaki Ay Festivali etkinlikleri havai fişek gösterilerini kesin olarak görebileceğiniz önemli organizasyonlar arasındadır. Çin dünyadaki en büyük havai fişek üreticisi ve ihracatçısıdır. Türkiye’de ise yukarıda da belirtildiği gibi özel bir şirket tarafından Sakarya’nın Taşkısığı köyündeki tesiste üretilmektedir.
Düğünlerde, nişanlarda, özel açılış ve kutlamalarda hatta ramazanlarda ses bombası olarak iftar ve sahur vakitlerinde kullanılan bu fişekler kullanılmasa ne olur?
Düğünlerin, nişanların, açılışların, kutlamaların tadı mı kaçar?
Patlatılmadığı için iftar vaktini kaçıranlar açlıktan mı bayılır?
Sahur vaktinde zaten oluşturduğu ses şiddeti ile Simav’da da olduğu gibi patlatılırsa o gece insanlar niyetlenemez mi?
Niyetlenmek için illaki sahur topu mu gerekli?
Artık bu tür milletimize suni neşe veren ama heyecanını yitiren havai fişek etkinliklerinden vaz geçmeli, bunlara harcanan paralar gökyüzüne değil, garibanlara yardım olarak dönmeli ve sonuçta da Sakarya’nın Taşkısığı köyünde yaşanan benzer olaylar bir daha yaşanmaz diye düşünüyorum.
***
Şükürler olsun. Batı ülkelerinin uyarı ve isteklerine önem vermeyerek Ayasofya’yı ibadete açtık.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi dünyanın gözünün üstünde olduğu Ayasofya 24 Temmuz Cuma günü yani 2 gün sonra Cuma Namazı ile birlikte ibadete açılmış olacak.
Bu konuda katkısı olanlardan Allah razı olsun.
Ayasofya’nın ibadete açılmasıyla ülkemizde tüm sorunlar hak verirsiniz ki bitmiş değildir.
Ayasofya konusu ayrıdır, ülke meseleleri ayrıdır.
Din ayrıdır, siyaset ayrıdır. KOVID-19 ise tamamen ayrıdır.
Onun için elma ile armudu, karpuz ile kavunu ayırmakta yarar var.
Bakınız, ülkemiz KOVID-19 ile mücadelesini sürdürürken bu süreçte etkilenen en önemli faktörlerden birisi işsizlik sayıları oldu.
Evet, ülkemizde işsizlik aldı başını gidiyor.
Bakmayın yetkililerin işsizlikle ilgili istatistiki rakamlarına.
Onlar bile açıkladıkları rakamlara bana göre inanmıyorlar.
Söylesenize pandemi nedeniyle kapanan küçük-büyük iş yerleri varken işsizlik artar mı, azalır mı?
Ama bu konuda en önemli veri ise; iş arayan gençlerde iş arama şevkinin bile körelmesi.
Yani işsiz gençlerimiz de iş bulmak konusunda ümitsiz ve çaresiz!
***
Ya işsizlerin anne ve babaları.
Onlar ise büsbütün umutsuz, büsbütün karamsar.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 339

”20 AY ASKERLİK GİBİ” Tam 20 ay ya da yaklaşık 610 gün.. Ne çileler çektik, ne tehlikeler atlattık. Kimisi nezle ile gribi, kimisi Koronavirüsle

KORONA GÜNLERİMİZ 338

”Kafalar karışık..” Pandemiyle mücadele sürerken bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları da aylardır

KORONA GÜNLERİMİZ 337

”Aşı Olmak – Olmamak” İçinde bulunduğumuz Koronavirüsle mücadele sürecinde her türlü sosyal ve kültürel etkinliklerin pandemi kuralları