KUYRUK ACISI

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » KUYRUK ACISI
Paylaş
Tarih : 27 Nisan 2017 - 13:15

Facebook arkadaşlarımdan “Abdullah Örnek” ya da “Örnek Abdullah” mühürlü mühürsüz oyların ve buna ilişkin YSK kararının henüz tartışılmadığı referandum öncesinde aşağıdaki hikâyeyi sosyal medya hesabından paylaşmıştı.
“Kuyruk Acısı” adını taşıyan hikâye bir tarafa bir bakıma toplum içinde sıkça kullanılan “kuyruk acısı” sözünün de nereden geldiğini güzel bir dille ifade ediyordu.
Yazıyı okuyunca referandum sonucunda acaba kimler kimlerden kuyruk acısının hesabını sorar diye merak ederdim.
“Zaman en iyi ilaçtır” derler ya, zaman geçince yaşanan bazı gerçekleri anlamak çok daha kolay oldu.
Örneğin mühürsüz oy pusulası ve mühürsüz oy zarflarının sonucun ‘Hayır’ çıkması durumunda bile referandumun bir iptal nedeni olarak gösterilebileceğini anlamazdan, görmezden, bilmezden geliyoruz.
Ama bu referandum bir seçim tecrübesi açısından Türkiye’ye kazandırdıklarını unutmamak gerek.
Çünkü hiçbir tecrübe bakkaldan sigara alır gibi alınmıyor.
Yaşanarak, bedeller ödenerek elde ediliyor.
Örnek Abdullah’ın aktardığı aşağıdaki hikâyeye gelecek olursak 16 Nisan referandumu “Kuyruk Acısı” açısından önemli.
Bir başka önemli olan ise acıyı çıkarmak için ilk seçimin beklenecek olması.
Bakalım o zaman hiç istemem ama kim kimden kuyruk acısını çıkaracak.
Sizleri “Kuyruk Acısı” ile baş başa bırakıyorum, haydi hayırlısı..
KUYRUK ACISI
Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an göz göze gelmiş. Yaratana olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış ve yılana vurmaya kıyamamış.
Yılanda duygulanmış ve dile gelmiş;
”Ey insanoğlu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edeceğim” demiş.
Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve
”Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim!” demiş.
***
Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş.
Ailesi de dahil hiç kimseye olanı biteni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzelttiğini zannetmiş.
Oduncu yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış. ***
Bir gün oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış.
Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış.
”Kör kuyunun başına git ve oğlum olduğunu söyle; yılan sana altın verecek!” demiş.
Oğlu inanmamış ama gitmiş. Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış. Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş.
Oğlan önce inanmadığı hikâyenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış,
”Kim bilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde!” diye düşünmüş.
Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyruğunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş.
***
Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş.
Hasta yatağından sürünerek bile olsa kalkmış.
Kuyunun başına gitmiş ki oğlu cansız yatıyor.
Yılanda o anda görünmüş; kuyruğu yok ve kanlar içinde.
Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oğlu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılanda yaralı…
”Hatalı olan oğlum olmalı!” demiş ve yılandan özür dilemiş.
”Tekrar dost olalım!” demiş.
Yılan ise acı acı gülümsemiş:
”çok isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız!” demiş.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 333

”Çay ve Simit Kardeşliği” Okuduğunuz köşe yazısının adı ‘Korona Günlerimiz’ ise bu köşede çay ve simidin ne işi var diyebilirsiniz. Haklısınız. Ama

KORONA GÜNLERİMİZ 332

”Maske-Mesafe-Temizlik ve Aşı” Pandeminin yaşandığı bir ülkede en önemli isim nereye gidersen git sağlık hizmetlerinin başında olan kişidir.

KORONA GÜNLERİMİZ 331

”DÜNYANIN SON GÜNÜ” “Kıssadan hisse” diye bir deyim vardır. Anlamı da kısaca; anlatılan bir hikâyeden, olaydan ders almaktır.Sizlere;