PANİK YAPMA TÜRKİYEM..

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » PANİK YAPMA TÜRKİYEM..
Paylaş
Tarih : 31 Mart 2020 - 12:25

Tüm dünya küresel salgın hastalıkla ilgili olarak mücadelesini aralıksız sürdürürken Türkiye’de de her gün uygulamaya konulan kararlar sosyal hayatı şekillendiriyor.
Koronavirüs mücadelesinde televizyonlar, gazeteler hatta sosyal medya organları yurttan çeşitli Koronavirüs mücadelelerini sürekli aktarırken vatandaşların öldürücü virüs olaylarında paniklediği, korktuğu ya da karamsarlığa uğradığı açıkça görülmekte.
Bu konuda gereksiz paniğin ya da koronavirüs konusunda yapılacakları uygulamayıp panik yapan vatandaşların durumlarını yaşanmış bir olay ve sosyal medyamıza yansımasını aşağıda aktarıyorum.
Ondan sonra mı?..
Ondan sonra da sürpriz bir paylaşım.
Bu stresi gülerek, düşünerek atlatabilmek için.
***
1950’li yıllarda bir İngiliz şilebi Portekiz’den aldığı Madura şaraplarını İskoçya’ya götürür. Demir attığı limanda yükünü boşalttıktan sonra, şilepte çalışan denizcilerden biri unutulan şarap kolisi kaldı mı diye denetlemek üzere soğuk hava deposuna girer. Onun içerde olduğunu fark etmeyen başka bir denizci ise, kapıyı dışaırdan kapatır. Soğuk hava deposunda mahsur kalan denizci, var gücüyle bağırır, çelik duvarları yumruklar, ama kimseye duyuramaz sesini. Çakısıyla içerden açmaya çalışır kapıyı, mümkün değildir. Boş şilep, yeni yükünü almak üzere Portekiz’e doğru yola çıkar.
Mahsur denizci, depoda açlıktan ölmeyecek kadar yiyecek bulur. Ama deponun dondurucu soğuğuna fazla dayanamayacağının bilincindedir. Kapıyı açamayan çakısıyla, çelik duvarlara kendisini bekleyen ölüm sürecini yazmaya, daha doğrusu kazımaya başlar. Günbegün, adeta bilimsel bir titizlikle soğuğun vücuduna önce uyuşturucu sonra yavaş yavaş öldürücü etkilerini, el ve ayaklarının nasıl duyarsızlaştığını, donan burnunu ve buz gibi havanın dayanılmaz yakıcılığını anlatır.
Şilep Lizbon’a demir attığında, soğuk hava deposunun kapısını açan kaptan,
zavallı denizcinin cesediyle karşılaşır. Duvarlara kazıdığı acılı sonunu okur ve.. kendisi de hayretten dona kalır.
Çünkü soğuk hava deposunun derecesi 19’dur. İskoçya’ya götürdükleri Madura şarapları 18 derecede taşınmayı gerektirmiş, şilep yükünü boşalttıktan sonra soğutma sistemi zaten kapatılmış olup, kendi haline bırakılan deponun sıcaklığı bir derece de yükselmiştir.
Yani biçare denizci donarak ölmemiş, donduğunu sandığı (ya da donacağına inandığı) için ölmüştür.
(Kaynak: Bernard Werber, ‘İzafi ve Mutlak Bilgi Ansiklopedisi’)
Paniğin bağışıklık sistemini % 50 zayıflatan bir etkisi vardır.
Ve zihnimiz bize inanılmaz oyunlar oynayabilir.
Korku çoğu zaman iyidir, sizi hayatta tutar. Lakin panik her zaman kötü sonuçlar verir. İnsanın boş kaldığı, amaçsız hissettiği anlar ise zihnine en kolay yenildiği anlardır.
Sürekli sıkıldığınızı düşünmek, haberleri takip ederek olası felaket senaryolarına kafa yormak, sosyal medyadaki komplo teorileri ve asılsız haberler ile paranoyada level atlamak yerine zihninizi oyalayacak işler ile meşgul olmayı deneyin.
***
Biraz da gülelim, düşünelim..
***
KOMİK GERÇEKLER
1-Aynaya bakmadan kulaklarını göremezsin,
2-Saç tellerini sayamazsın,
3-Dilin dışarıdayken burnundan soluyamazsın,
4-Biraz önce üçüncü şıkkı denedin,
6-No.3’ü denediğinde aslında mümkün olduğunu fark ettin, ama bir köpek gibi görünecektin,
7-Şu an gülüyorsun çünkü faka bastın,
8-No.5’i atladın.
9-Az önce No.5 var mı diye kontrol ettin,
10-Bu yazıyı paylaş ki, şu Koronavirüsün getirdiği sıkıntılardan moralleri bozulmuş dostların ve panikleyenler biraz olsun eğlensin.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 339

”20 AY ASKERLİK GİBİ” Tam 20 ay ya da yaklaşık 610 gün.. Ne çileler çektik, ne tehlikeler atlattık. Kimisi nezle ile gribi, kimisi Koronavirüsle

KORONA GÜNLERİMİZ 338

”Kafalar karışık..” Pandemiyle mücadele sürerken bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları da aylardır

KORONA GÜNLERİMİZ 337

”Aşı Olmak – Olmamak” İçinde bulunduğumuz Koronavirüsle mücadele sürecinde her türlü sosyal ve kültürel etkinliklerin pandemi kuralları