RAMAZAN AÇLIĞI

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » RAMAZAN AÇLIĞI
Paylaş
Tarih : 05 Haziran 2017 - 12:32

Öncelikle belirtmekte yarar görüyorum, “Ben bir diyabet hastasıyım”.
“Ramazan Açlığı” başlıklı yazımı yazarken oruç tutanlara, oruç tutmayanlara karşı bir eleştirim asla olmayacak, olamaz da.
Her zaman olduğu gibi kul ile Allah arasına girmek haddime değil.
Ben Ramazan’ın 11.ci gününü yaşadığımız şu güne kadar yaptığım tespitleri farklı bir açıdan ele almak istiyorum.
***
Dünyadaki ülkelerinden, şu veya bu ülkeden, hatta ülkemizden değil de Simav’dan söz etmek istiyorum.
Bırakın Ramazanı yaşamayı, Ramazandan önce yapılan hazırlık manzaralarına şöyle bir bakalım:
Kasaptan ya da şarküteriden ramazan için kırmızı ve beyaz etleri günler öncesinden alanlar,
Bakkal Amcalarımızı unutup 3 harfli marketlerin reyonlarını adeta boşaltanlar,
Hurmacısından ayrı, reçelcisinden aynı iftar sofrasının eksiklerini düzenler,
Ve bunları gerçekleştiremeyen vatandaşların ise iftar sofralarının nerelerde açılacağına dair arayışları.
***
27 Mayıs 2017 Cumartesi günü başlayan mübarek 29 günlük süre için düzenlenen iftar davetleri, toplu iftar yemekleri.
Mütevazı evlerde bile bolluk ve bereketin yaşandığı, Belediye başta olmak üzere bazı hayırsever insanların, esnafların, iş adamlarının düzenlediği iftarlarda da ne ararsan var.
Kurumlar ise kendi içinde çalışma arkadaşlarıyla toplu iftar davetleri yarışında.
Belediye meydanına, mahallelere kurulan iftar sofralarında boş yer kalmayışı, halk dayanışmalarının yaşanması,
İftardan sonra sahurla ilgili yiyecek telaşlarının başlaması,
Fırınlar önünde uzun pide kuyrukları ve daha neler neler.
***
Sözün özüne gelmek gerekirse ramazan haricinde günde 3 öğün karnını doyuran insanlarımız Ramazanda iki öğüne düşülmesine rağmen çok daha fazla yiyecek tüketiyor olması dikkat çekici.
Sağlıklı beslenmenin, vücut organlarının ve metabolizmanın düzene girmesinin en güzel yolu olan oruç tutmanın, gıda tüketiminde patlama yapmak olmadığına inanıyorum.
Oruç etkisiyle hareket kısıtlaması yaşayan insanlarımızın tıka-basa 2 öğün yemek yemelerini ve yaşadıkları sağlık sıkıntıları nedeniyle Ramazanın ilk günlerinde hastane acil servisine akın ettiğini biliyor musunuz?
Böylesine fazla tüketimin yaşandığı bir süreçte yardıma muhtaç aile ve kişileri de hatırlamak gerektiğine inanıyorum.
En çok üzüldüğüm ise çöp bidonlarına, konteynırlarına poşetler içinde atılan ekmek, pide ve yemek artıkları.
Sanırım oruca niyetlenirken gözümüzü doyurmak çok daha zorlaşıyor, bunun adı “Ramazan Açlığı” olmasın..

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 332

”Maske-Mesafe-Temizlik ve Aşı” Pandeminin yaşandığı bir ülkede en önemli isim nereye gidersen git sağlık hizmetlerinin başında olan kişidir.

KORONA GÜNLERİMİZ 331

”DÜNYANIN SON GÜNÜ” “Kıssadan hisse” diye bir deyim vardır. Anlamı da kısaca; anlatılan bir hikâyeden, olaydan ders almaktır.Sizlere;

KORONA GÜNLERİMİZ 330

”Kabullenmek imkansız” Türkiye’nin koronavirüsle mücadele yolculuğu tüm hızıyla devam ederken bu konuda sanırım aşı olanlarda da