RUS GELİN

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » RUS GELİN
Paylaş
Tarih : 28 Ağustos 2020 - 13:15

Hadi şöyle bir oturduğunuz koltuğa sırtınızı verin ve gözlerinizi kapayın.
Koronayı, kaybettiklerimizi, çekilen sıkıntıları, ülkedeki enflasyonu, işsizliği, altının yükselen fiyatlarını ya da televizyonlarda an be an verilen küçük altın fiyatlarının Simav sarraflarıyla uyumlu olmadığını bir kenara atın.
Size size sıkıntı, keder, ve çaresizlik yaşatan faktörleri düşünmeyin.
Bugün Cumartesi, ülkenin yarısı için tatil sayılır.
Kendinizi deniz kenarında şezlongda uzanıp, dalgaların sesini dinlediğinizi ya da dağın zirvesinde akan suyun sesiyle birlikte sıcak yaz günlerinin doğa serinliğini yaşadığınızı hissedin.
Kısacası kafanızdaki sorunları ‘DELETE-GERİ DÖNÜŞÜM” ya da “BELGELERİM”e atıp biraz da kendinizi kandırırcasına gülümseyin.
***
Bugün ben de köşe yazımda Korona Günlerimiz başlıklı yazıma ara vererek biraz sizleri gülümsetmek istiyorum.
Var mısınız şöyle bir gizliden düşünerek İsa Karataş adlı bir kişinin sosyal medya paylaşımıyla gülümsemeye?
***
Emekli bir Türk ile evlenen 52 yaşındaki Rus hanım Türklere ait gözlemlerini anlatıyor;

Ben Türkiye’ye geldi, evlendi.
Türk erkek, Türk kadınlar çok yemek seviyor.
Hep çeşit istiyor.
Biraz oturuyor hemen yemek soruyor.

Sonra hasta olmak anlatmayı çok seviyor.
Şikayet çok.

Kadınlar kendine zaman ayırmak bilmiyor.
Hasta olmak bekliyor, doktora gitmek sonra doktor diyecek; dinlen çok yoruldun bunu bahane ederek hep hastalık konuşarak geçiriyor.

Çocuklar hep televizyon başında.
Eşimin oğlu evlendi, Torun televizyon başında.
Geline dedim ki;
Çocuk seni az görüyor onları çok görüyor.
Zihninde Sen az, onlar çok.
Reklamları ezberlemiş.
Öyle ezberlemiş istiyor anne reddedince ağlıyor.
İşte böyle ağlıyor sonra yine istiyor yine ağlıyor.
3 gün 4 gün sonra anneyle arada çatışma oluyor
Şimdi saygı nasıl olsun.
Çocuğun zihninde anne az televizyondakiler çok.
Kapat onu çocuk seni seyretsin seni anlasın senin güzelliğin onun beyninde yer etsin dedim.

Kimse anlamıyor çocukların beyni kimlerle doluyor.
Sen çocuğu doğurdun
Sen hatırlıyorsun onu kundakladı büyüttün
Sen hatırlıyorsun
O bunları bilmiyor.

Karnını bile televizyon başında doyuruyorsun senin yüzüne bakmıyor o çizgi filme bakıyor.
Sonra diyor ki çocuk yüzümüze bakmıyor hiperaktif.
Çünkü çocuğun beynini televizyon artık yeniden tasarladı.

Sonra çocuk o çizgi kahramanların Vitrinde kostümünü görüyor istiyor ağlıyor çünkü çocuk aslında artık onlara ait oldu.

Kardeşi ile oynarken bile oradaki karakterler gibi davranıyor ve o karakterler gibi konuşuyor diyorum ki;
bak çocuk babası gibi değil senin gibi değil konuşması televizyon gibi.

Kadınlar çok konuşuyor hiç susmuyor.

Düşünmeden konuşmak Türkiye’de çok.

Hep hastalıklar çok konuşmaktan diyorum bana ters bakıyorlar.

Tiroid hasta diyor çok yiyorsun ve çok konuşuyorsun diyorum bana kızıyor.
Bana çok konuştukları zaman hemen elimle reddediyorum Diyorum ki çok konuştun ben yoruldum.
Çünkü dinlerken beyin doluyor ve ısınıyor
Susuyorlar o zaman.
Çünkü kalp te yoruluyor.

Türk kadını güzel şeyler konuşmayı bilmiyor hep şikayet.
Kocasından şikayet ediyor, ailesinden şikayet ediyor , çocuğundan şikayet ediyor Kendinden şikayet ediyor.

1 saat çay içiyor
Çay içerken gönül demlenir fakat öyle olmuyor herkesin sinirleri kabarıyor sonra herkes evine gidiyor bu sefer ne oluyor hastalık oluyor.
***
Bu yazı gerçekten ders alınması gereken bir konuyu ortaya koyuyor. Sadece okumayın.
Paylaşın ve belki bir yaraya parmak basmış olurdunuz

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

KORONA GÜNLERİMİZ 339

”20 AY ASKERLİK GİBİ” Tam 20 ay ya da yaklaşık 610 gün.. Ne çileler çektik, ne tehlikeler atlattık. Kimisi nezle ile gribi, kimisi Koronavirüsle

KORONA GÜNLERİMİZ 338

”Kafalar karışık..” Pandemiyle mücadele sürerken bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin açıklamaları da aylardır

KORONA GÜNLERİMİZ 337

”Aşı Olmak – Olmamak” İçinde bulunduğumuz Koronavirüsle mücadele sürecinde her türlü sosyal ve kültürel etkinliklerin pandemi kuralları